Saat 00:00
Küçük bir sarsılma ile uykumdan
uyandım.Elimi zorda olsa komidine uzatarak telefonumu buldum.Saat 00:00
idi.Bir anda karnımdan garip sesler gelmeye başladı.Kalkıp yemek yemem
lazım.Tam ayağa kalktığımda bir anda yatağa düştüm.
Saat 00:00
Yemek
yemek için ayağa kalktığımda yatağa düşüp uyuya kalmışım.Karnımdan
gelen sesler kesilmedi.Çok rahatsız oluyorum,hemen yemek yemeliyim.
Saat 00:00
Mutfağa
gittim.Lambada bir gariplik vardı bir yanıyor bir sönüyordu.Ama umrumda
değildi sonra hallerdim.Yaptığım kekleri dolaptan alıp yemeye
başladım.Kekler bittiğinde uykum kaçmıştı.Biraz film izlesem belki uykum
gelir.
Saat 00:00
Sanırım saat 00:00.En sevdiğim dizinin özetini ve bir tanede film izledim.Ardından saate baktığımda 00:00 idi.Saatin pili bitmiş olmalı diye düşündüm. Karnımdan gelen sesler çok rahatsız ediyordu,umarım alt kattakiler duymaz.Biraz önce uyumalıyım.Kalkıp hole* çıktığımda başım aniden döndü.
Saat 01:27
Kendimi yatakta buldum.Karnımda feci bir ağrı var.Bakamıyorum.En sonunda merakım ağıır basıyor ve elimi götürüyorum.Elim ıslanıyor.Bu benim kanım.Doğrulup baktığımda büyük bir yarık var.Hemen ambulansı arıyorum.
Saat 01:53
Odamdan içeri 2 sağlık görevlisi girdi.Ardından kendimi serbest bıraktım.Sonrasını hatırlamıyorum.
Saat 11:45
Hastanede uyanıyorum.İçerideki hemşire dışarı çıkıyor ve polisleri çağırıyor.Neler olduğunu sordular.Bir şey bilmediğimi söyledim.Evin içinde kanlı 3 parmaklı ayak izleri gördüklerini söylediler.Donup kaldım.
Saat 17:20
Hastaneden taburcu oldum.Eve gittiğimde ayak izlerini bende gördüm.Kaç kere yıkamaya çalışsamda çıkmadılar.Üstlerine halı örttüm.
Saat 00:00
Küçük bir sarsılma ile uykumdan
uyandım.Yine aynı şey olucaktı.Hissettim.Yerimden kımıldamadım.Korkudan çok terlemiştim.Haraket edemiyor doğru düzgün nefes alamıyordum.
Saat 01:27
Karnım feci bir şekilde ağrımaya başladı.İçinden garip bir canlı çıktı.Gözlerim yuvalarında fırlayacaktı.Bana keskin dişlerini gösterek sırıtıyordu.En son üstüme doğru atılmıştı.
ÇN:Biliyorum çok süper bir pasta değil ama uzun pastalar için zaman lazım.En azından gece uyandığınızda aklınıza gelsin belki bir etkisi olur.Hol*koridor.
5 Aralık 2014 Cuma
4 Aralık 2014 Perşembe
Damn
Çok uykum gelmişti.Artık yatmam gerekiyordu.Televizyonu kapayıp telefonumu şarj'a taktıktan sonra odama gitmek iyin yerimden doğruldum.Garip bir şey hissettim.Açıklaması güç.Ama uykulu olduğum içindir diyerek geçiştirdim.
Dişlerimi fırçalamak için banyoya gittim.Ağzımı çalkaladıktan sonra aynada 1 saniyeliğine sanki bir kız görmüştüm.Yada ben öyle zannediyordum.Ardından koridora çıktım.
Koridorun farklı olduğunu fark etmem uzun süremedi.Başka birşeyler vardı.Çamurlu ayak izleri.Elim ayağım birbirine girdi.Titriyorum.Belkide o kızdı.Yatağıma gidip uykuya dalarsam belkide rahat bırakır diye düşündüm.
Koşarak odama gittim.Üstüme örtüyü çekip gözlerimi kapadım.Lanet olsun ışık açık kalmıştı beni farkedecekti.Kapamak için uzandığımda koluma bir el dokundu.Çekerken lambanın yanındaki bardağa elim çarptı ve lambanın bağlı olduğu prize su damladı.Şimdi daha kötüydü.Cızır cızır ses çıkarıyordu.
Son kez fişi çekmek için atıldığım anda kafası öne eğik bir şekilde bana bakıyordu.Sanırım son saniyelerimi yaşıyordum.Hemen fişi çekip örtünün altına girdim.
Belkide yarım saat geçmişti ama birşey olmadı.Nefes alamıyordum artık.En azından nefes alıcak kadar ye açsam olur diye düşünürken sesler gelmeye başladı.Lanet duvarıma bir şeyler çiziyordu.Anlamıyordum.İşi bittikten sonra odamdan çıktı.Okumamı istiyordu.Ama anlamıyordum.Başka bir dil gibi gözüküyordu.
Kısa bir süre sonra nasıl olduğunu anlamadan okumaya başkaladım.Heralde 2-3 gün aynı yazıyı okudum.
Şimdi her gece başka bir evde aynısını başka insanlara yapıyorum.
Belkide bu gece sana gelirim.Olmaz mı?
ÇN:Hmmm inşallah bana gelmez.Bu arada kısa CP'den hoşnut olmayanlar varsa yoruma yazsın bende ona göre uzun çeviri yaparım :)
Dişlerimi fırçalamak için banyoya gittim.Ağzımı çalkaladıktan sonra aynada 1 saniyeliğine sanki bir kız görmüştüm.Yada ben öyle zannediyordum.Ardından koridora çıktım.
Koridorun farklı olduğunu fark etmem uzun süremedi.Başka birşeyler vardı.Çamurlu ayak izleri.Elim ayağım birbirine girdi.Titriyorum.Belkide o kızdı.Yatağıma gidip uykuya dalarsam belkide rahat bırakır diye düşündüm.
Koşarak odama gittim.Üstüme örtüyü çekip gözlerimi kapadım.Lanet olsun ışık açık kalmıştı beni farkedecekti.Kapamak için uzandığımda koluma bir el dokundu.Çekerken lambanın yanındaki bardağa elim çarptı ve lambanın bağlı olduğu prize su damladı.Şimdi daha kötüydü.Cızır cızır ses çıkarıyordu.
Son kez fişi çekmek için atıldığım anda kafası öne eğik bir şekilde bana bakıyordu.Sanırım son saniyelerimi yaşıyordum.Hemen fişi çekip örtünün altına girdim.
Belkide yarım saat geçmişti ama birşey olmadı.Nefes alamıyordum artık.En azından nefes alıcak kadar ye açsam olur diye düşünürken sesler gelmeye başladı.Lanet duvarıma bir şeyler çiziyordu.Anlamıyordum.İşi bittikten sonra odamdan çıktı.Okumamı istiyordu.Ama anlamıyordum.Başka bir dil gibi gözüküyordu.
Kısa bir süre sonra nasıl olduğunu anlamadan okumaya başkaladım.Heralde 2-3 gün aynı yazıyı okudum.
Şimdi her gece başka bir evde aynısını başka insanlara yapıyorum.
Belkide bu gece sana gelirim.Olmaz mı?
ÇN:Hmmm inşallah bana gelmez.Bu arada kısa CP'den hoşnut olmayanlar varsa yoruma yazsın bende ona göre uzun çeviri yaparım :)
3 Aralık 2014 Çarşamba
"Clockman"
Kıpırdanıp dönüyorum, gözlerim sonuna kadar açık. Görünüşe bakılırsa uyuyamıyor ya da gözlerimi bile kapatamıyorum. Çünkü yaptığımda, saatimin tik takları daha sesli olmaya başlıyor ve orda bir şey hissediyorum, üstümdeki hava yer değiştiriyor. Üzerimde gözler. Yanağımda bir nefes.
Gözlerimi açtığımda hiçbir şey yok. Yer değiştiren hava, derin bakışlar, nefes. Sadece sessiz tik taklar, sonra yine yüksek sesle tik taklamaya devam ediyor. Ve kemiklerim ürperiyor. Kafamı sallıyorum, uyuyamıyorum, ve ayağa kalkıp mutfağa gidiyorum. Dolabı açıyorum ve sütü alıyorum. Tam kapağı kaparken küçük, sarı renkli post-it kağıdı gözüme ilişiyor:
Neredeyse gece yarısı ve senin sıran.
Senin için geliyorum
-Clockman
Nefesimi tutuyorum ve kapının üstünde asılı duran saate bakıyorum; 11:58
Ç.N:
Anket uygulaması iyi oldu ha, ne dersiniz? :D
Gözlerimi açtığımda hiçbir şey yok. Yer değiştiren hava, derin bakışlar, nefes. Sadece sessiz tik taklar, sonra yine yüksek sesle tik taklamaya devam ediyor. Ve kemiklerim ürperiyor. Kafamı sallıyorum, uyuyamıyorum, ve ayağa kalkıp mutfağa gidiyorum. Dolabı açıyorum ve sütü alıyorum. Tam kapağı kaparken küçük, sarı renkli post-it kağıdı gözüme ilişiyor:
Neredeyse gece yarısı ve senin sıran.
Senin için geliyorum
-Clockman
Nefesimi tutuyorum ve kapının üstünde asılı duran saate bakıyorum; 11:58
Ç.N:
Anket uygulaması iyi oldu ha, ne dersiniz? :D
Etiketler:
Clockman,
creepy pasta çeviri,
creepy pasta türkçe,
Creepypasta hikayeleri,
creepypasta turkce,
creepypasta türkçe hikayeler,
türkçe creepy pasta,
türkçe creepypasta
2 Aralık 2014 Salı
Just only mine
Karanlık koridorun sonunda gördüğün gölge benim.Gecenin bir yarısı evde ses yapan benim.
Sen yatağında güzelce uyurken saçlarını okşayarak dağıtan benim.Kaybettiğin eşyaları çalan benim.Hiç kimse yanında olmadığı zaman yanında olan benim.Küçükken odanda gezdiğini sandığın benim.Saçlarını yıkarken hissetiğin varlık benim.
Karanlıkta duyduğun garip sesler benim.Arkanda seni izleniyormuş hissine kaptıran yine benim.İnsan sandığın askılık benim.
Yolda çelme takıp seni düşüren benim.İnsanların seni sevmesini istemeyen ,seni rezil eden benim.Seni sadece ben sevmeliyim başka kimse değil.
Çünkü sen benimsin,sadece benim,benim.
ÇN:Buda ilk paylaşımım umarım beğenirsiniz, emin olun daha iyileri gelicek.
1 Aralık 2014 Pazartesi
" It "
Korkuyorsun, korkunun kokusunu alabilir. Bu koku onu sana çeken şey. Şimdi sana çok yakın.
Senin ümitsiz davranışların onu eğlendiriyor. Seni istiyor. Saklanmayı deneyebilirsin, git kendini bütün dünyadan uzağa kilitle, her yere barikatlar kur. Ama bu senden istediği şey.
Şimdi yalnızsın; yalnız olduğunu biliyor.
Dikkatini başka şeylere vererek kendini rahatlatmaya çalışabilirsin. Bu hikayeyi okuyabilirsin. Ama sen okurken, o yanında.
O her zaman yanında.
Kendini savunmasız bıraktın ve şimdi seni yakalayacak.
Ç.N:
Haftaiçi kısa, hafta sonu da uzun hikayeler paylaşma gibi bir karar aldım. Bazen aksaklıklar olabilir ama telafi edeceğime emin olabilirsiniz :D
Bu arada daha önce hiç sormadım ama; sayfayla ilgili şikayetiniz, benimle ya da başka bir şeyle ilgili aklınızı kurcalayan, merak ettiğiniz şeyler var mı? Varsa sorabilirsiniz :D
Ve ankete oy vermeyi unutmayın, sayfanın hemen sağında :3
Senin ümitsiz davranışların onu eğlendiriyor. Seni istiyor. Saklanmayı deneyebilirsin, git kendini bütün dünyadan uzağa kilitle, her yere barikatlar kur. Ama bu senden istediği şey.
Şimdi yalnızsın; yalnız olduğunu biliyor.
Dikkatini başka şeylere vererek kendini rahatlatmaya çalışabilirsin. Bu hikayeyi okuyabilirsin. Ama sen okurken, o yanında.
O her zaman yanında.
Kendini savunmasız bıraktın ve şimdi seni yakalayacak.
Ç.N:
Haftaiçi kısa, hafta sonu da uzun hikayeler paylaşma gibi bir karar aldım. Bazen aksaklıklar olabilir ama telafi edeceğime emin olabilirsiniz :D
Bu arada daha önce hiç sormadım ama; sayfayla ilgili şikayetiniz, benimle ya da başka bir şeyle ilgili aklınızı kurcalayan, merak ettiğiniz şeyler var mı? Varsa sorabilirsiniz :D
Ve ankete oy vermeyi unutmayın, sayfanın hemen sağında :3
29 Kasım 2014 Cumartesi
"Homicidial Liu"
Liu Woods iyi bir çocuktu. Her zaman kendisine söyleneni yapardı, iyi notları vardı, kardeşini beladan uzak tutmaya çalışırdı, şiir ve sanat için bir tutkusu vardı.
İyi çocuklar şu an bulunduğu yere gitmezdi, ama çok sevdiği Jeff'in buraya gelmesini istemediği için onun yerine suçunu üstlendi. Çok yalnız ve korkunç bir deneyimdi.
Liu o korkunç yerden çıktığından beri sadece birkaç hafta geçmişti, küçük kardeşi Jeff kırılgan bir durumdaydı. Okuldan sonra mümkün olduğunca sık ziyarete geldi. Jeff konuşamıyordu, ama bu Liu'yu kardeşiyle konuşmaktan alıkoymadı.
Ona öğlen ne yediğini, arkadaşı olmadığını, hapishanede bir çocuğun ona 'dışlanmış' deyip durduğunu ve Jeff'e yeni bir oyun almak için para biriktirmesi gibi olağan şeylerden bahsediyordu.
Liu'nun okulda düşünebildiği tek şey hastaneye tıkılıp kalmış Jeff 'ti. Hastanede bir oda arkadaşı vardı, ama Liu kendisi olmadan Jeff 'in yalnız hissedebileceğini düşünüyordu, tıpkı kendisinin o şaka gibi yerde (Hapishane) hissettiği gibi.
Zaman çabucak geçti, doktor Jeff'in yüzündeki bandajları çıkarmak için hazırdı. Bandajlar yavaşça çıkarılırken Liu gergin hissetti. Kendisine hatırlattı; kardeşinin görünüşü nasıl olursa olsun hala kendisi ile dövüş ve video oyunları oynayacak kişiydi. Ve ona rol modeli olarak güveniyordu.
Bandajlar çıkarılmıştı ve annesinin çığlığı gördüğü şeyin bir illüzyon olmadığını doğruluyordu. Boğazına kadar gelen öğlen yemeğini yutkunarak geri gönderdi, ve kardeşine "O kadar da kötü değil." dedi. Bu onun Jeff 'e söylediği ilk yalandı.
Jeff 'in cevabı ve kahkahası ensesindeki tüylerin diken diken olmasına neden oldu.
-------
O gece, Liu bir süre düşündükten sonra uykuya daldı. Jeff 'in suratına alışmıştı: Ne de olsa hala onun kardeşiydi, nasıl görünürse görünsün.
Bir ses ile uyandı. İçinde bir şeylerin yanlış gittiği konusunda onu uyaran kötü bir his vardı. Ama umursamayıp uyumaya çalıştı. Kendini sakinleştirmede başarılı olamadı ve gözlerini açtı.
Bir el sertçe ağzını kapadı ve yataktan fırlamasına neden oldu, ama yatağına geri itilmişti, saldırgan onu aşağı bastırıyordu. Bir sıvı alnına geldi, ve iki şeyin farkına vardı: Üstündeki kişi Jeff 'ti ve yanağındaki taze yaralardan kan akıyordu.
Liu ağzını kapayan elin altından bağırmaya çalışırken ay ışığının mutfak bıçağına yansıyan parıltısı gözüne geldi.
Küçük kardeşi "Şşşş..." diye mırıldandı "Sadece uyu."
Göğsüne hafifçe saplanan bıçak acı vericiydi. Karnına kadar inen kesik Liu'nun şimdiye kadar hissettiği en acı verici şeydi. Keskin acı yanmadan bile daha kötüydü. Bıçak karnını çapraz bir şekilde kesti, yatağa damlayan kanın miktarı ve acı arttı.
Jeff onu sessiz tutma işini bırakmıştı, eli Liu'nun karnındaydı. Delirmiş olan kardeşi elini karnına sokup içeride bir şeyi tutarken abisi hala bağırıyordu.
Her şey bulanıp kararırken Liu Organlarım... diye düşündü.
Bayılmadan önce kardeşinin "İyi geceler abi" deyişini duydu.
-------
Liu'nun gözleri açılıp kapandı, düşünceleri düzensizdi. Bir kadının sesini duydu "Ah, uyandı."
Her şey bulanıktı ve gözlerini odaklayamıyordu. "Hey çocuk, rahatla. Her şey çok zor olmuş olabilir ama endişelenme. Artık güvendesin. O sana artık dokunamaz."
O? Liu kelimeleri anlayana kadar bir süre geçti. O- o kim? Kimden bahsediyor? Neredeyim? Tanrım, canım yan-
"Sakinleş. Kalp ritmini hızlandıracaksın." Bir şey hafifçe elini kavradı ve Liu gözlerini kapadı, sakinleşmeye çalışıyordu. "Doktora ilacının dozunu arttırmasını söyleyeceğim. Şanslı bir çocuksun. O akıl hastası pislik bir sürü insan öldürdü. Bir şeytana ya da polisin çizimlerine benziyor... Onunla gece yarısı bir sokakta karşılaşmayı istemezdim."
Liu kaşlarını çattı O, o- ah, tabi. Jeff. Sonunda eve geldiğinde ona iyi geceler demişti ve sonra- Bekle bir dakika, az önce kardeşine şeytan mı demişti o kadın?
Gözlerini aniden açtı. Hemşireyi yatağının yanında gördü,kalp monitörünün yüksek ve düzenli sesini daha yeni fark ediyordu.
Hemşire onu yatması için hafifçe itinceye kadar kalkmaya çalıştığını fark etmemişti. Liu'nun gözleri kendi tarafında duran aletlere gitti.
Öldür onu, dedi bir ses.
"Vay canına, gerçekten de güçlüsün. Lütfen sakinleşmeye çalış yoksa gidip-" Liu tepsiden makası alıp gözüne sapladı.
Yavaşça "Kapa çeneni." dedi. "Kapa çeneni, kapa, kapa!" Kadın çığlık atarken makası ona tekrar ve tekrar sapladı.
Ve tekrar. Bu dördüncüydü. Kadın yere düştüğünde saymayı bırakmıştı, gözleri boş boş bakıyordu. Kendi elleri kanla kaplanmıştı. Ölü.
Burdan çık.
Liu ikinci kez düşünmedi, üstünde temiz kıyafetler bulunan sandalyeye doğru gitti. Üzerinde " Bir an önce iyileş- Billy" yazan bir kart vardı. Onu bir kenara fırlatıp hızlıca giyindi. Yanlış bir hareket yapınca dikişlerinin olduğu yer acıdı ve sızlandı. Aynaya attığı tek bir bakış her yerinde dikişler olduğunu görmesine yetmişti.
Tişörtünü giyerken Bunlar yeni. diye düşündü, ve cesedin yanına gitti. "Sen çok sinir bozucusun lanet olası.
Ve benim kardeşim bir pislik veya şeytan değil."
Farklı bir şey tercih ederdim, her neyse.
Cesedi yatağın altına iterken sesi duymazlıktan geldi. Odaya bağlı olan banyodan kağıt havlu alıp kanı mümkün olduğunca temizledi. Odadan çıkıp hastanede çıkışı ararken bu ona zaman kazandıracaktı.
Arada bir karnı itiraz eder gibi alevlendi, ama Liu artık geri dönüş olmadığını biliyordu.
Jeffrey Woods bir katildi.
Liu Woods da.
Ç.N:
Liu 'nun küçük kardeş olduğunu sanıyordum o_O
Bu arada galiba Jeff ve Liu hakkında başka hikayeler de var, çünkü Google'a yazdığımda Liu bütün resimlerde siyah-beyaz çizgili bir atkıyla çizilmişti :3
Bu ikiliyi seviyorum ya :D
İyi çocuklar şu an bulunduğu yere gitmezdi, ama çok sevdiği Jeff'in buraya gelmesini istemediği için onun yerine suçunu üstlendi. Çok yalnız ve korkunç bir deneyimdi.
Liu o korkunç yerden çıktığından beri sadece birkaç hafta geçmişti, küçük kardeşi Jeff kırılgan bir durumdaydı. Okuldan sonra mümkün olduğunca sık ziyarete geldi. Jeff konuşamıyordu, ama bu Liu'yu kardeşiyle konuşmaktan alıkoymadı.
Ona öğlen ne yediğini, arkadaşı olmadığını, hapishanede bir çocuğun ona 'dışlanmış' deyip durduğunu ve Jeff'e yeni bir oyun almak için para biriktirmesi gibi olağan şeylerden bahsediyordu.
Liu'nun okulda düşünebildiği tek şey hastaneye tıkılıp kalmış Jeff 'ti. Hastanede bir oda arkadaşı vardı, ama Liu kendisi olmadan Jeff 'in yalnız hissedebileceğini düşünüyordu, tıpkı kendisinin o şaka gibi yerde (Hapishane) hissettiği gibi.
Zaman çabucak geçti, doktor Jeff'in yüzündeki bandajları çıkarmak için hazırdı. Bandajlar yavaşça çıkarılırken Liu gergin hissetti. Kendisine hatırlattı; kardeşinin görünüşü nasıl olursa olsun hala kendisi ile dövüş ve video oyunları oynayacak kişiydi. Ve ona rol modeli olarak güveniyordu.
Bandajlar çıkarılmıştı ve annesinin çığlığı gördüğü şeyin bir illüzyon olmadığını doğruluyordu. Boğazına kadar gelen öğlen yemeğini yutkunarak geri gönderdi, ve kardeşine "O kadar da kötü değil." dedi. Bu onun Jeff 'e söylediği ilk yalandı.
Jeff 'in cevabı ve kahkahası ensesindeki tüylerin diken diken olmasına neden oldu.
-------
O gece, Liu bir süre düşündükten sonra uykuya daldı. Jeff 'in suratına alışmıştı: Ne de olsa hala onun kardeşiydi, nasıl görünürse görünsün.
Bir ses ile uyandı. İçinde bir şeylerin yanlış gittiği konusunda onu uyaran kötü bir his vardı. Ama umursamayıp uyumaya çalıştı. Kendini sakinleştirmede başarılı olamadı ve gözlerini açtı.
Bir el sertçe ağzını kapadı ve yataktan fırlamasına neden oldu, ama yatağına geri itilmişti, saldırgan onu aşağı bastırıyordu. Bir sıvı alnına geldi, ve iki şeyin farkına vardı: Üstündeki kişi Jeff 'ti ve yanağındaki taze yaralardan kan akıyordu.
Liu ağzını kapayan elin altından bağırmaya çalışırken ay ışığının mutfak bıçağına yansıyan parıltısı gözüne geldi.
Küçük kardeşi "Şşşş..." diye mırıldandı "Sadece uyu."
Göğsüne hafifçe saplanan bıçak acı vericiydi. Karnına kadar inen kesik Liu'nun şimdiye kadar hissettiği en acı verici şeydi. Keskin acı yanmadan bile daha kötüydü. Bıçak karnını çapraz bir şekilde kesti, yatağa damlayan kanın miktarı ve acı arttı.
Jeff onu sessiz tutma işini bırakmıştı, eli Liu'nun karnındaydı. Delirmiş olan kardeşi elini karnına sokup içeride bir şeyi tutarken abisi hala bağırıyordu.
Her şey bulanıp kararırken Liu Organlarım... diye düşündü.
Bayılmadan önce kardeşinin "İyi geceler abi" deyişini duydu.
-------
Liu'nun gözleri açılıp kapandı, düşünceleri düzensizdi. Bir kadının sesini duydu "Ah, uyandı."
Her şey bulanıktı ve gözlerini odaklayamıyordu. "Hey çocuk, rahatla. Her şey çok zor olmuş olabilir ama endişelenme. Artık güvendesin. O sana artık dokunamaz."
O? Liu kelimeleri anlayana kadar bir süre geçti. O- o kim? Kimden bahsediyor? Neredeyim? Tanrım, canım yan-
"Sakinleş. Kalp ritmini hızlandıracaksın." Bir şey hafifçe elini kavradı ve Liu gözlerini kapadı, sakinleşmeye çalışıyordu. "Doktora ilacının dozunu arttırmasını söyleyeceğim. Şanslı bir çocuksun. O akıl hastası pislik bir sürü insan öldürdü. Bir şeytana ya da polisin çizimlerine benziyor... Onunla gece yarısı bir sokakta karşılaşmayı istemezdim."
Liu kaşlarını çattı O, o- ah, tabi. Jeff. Sonunda eve geldiğinde ona iyi geceler demişti ve sonra- Bekle bir dakika, az önce kardeşine şeytan mı demişti o kadın?
Gözlerini aniden açtı. Hemşireyi yatağının yanında gördü,kalp monitörünün yüksek ve düzenli sesini daha yeni fark ediyordu.
Hemşire onu yatması için hafifçe itinceye kadar kalkmaya çalıştığını fark etmemişti. Liu'nun gözleri kendi tarafında duran aletlere gitti.
Öldür onu, dedi bir ses.
"Vay canına, gerçekten de güçlüsün. Lütfen sakinleşmeye çalış yoksa gidip-" Liu tepsiden makası alıp gözüne sapladı.
Yavaşça "Kapa çeneni." dedi. "Kapa çeneni, kapa, kapa!" Kadın çığlık atarken makası ona tekrar ve tekrar sapladı.
Ve tekrar. Bu dördüncüydü. Kadın yere düştüğünde saymayı bırakmıştı, gözleri boş boş bakıyordu. Kendi elleri kanla kaplanmıştı. Ölü.
Burdan çık.
Liu ikinci kez düşünmedi, üstünde temiz kıyafetler bulunan sandalyeye doğru gitti. Üzerinde " Bir an önce iyileş- Billy" yazan bir kart vardı. Onu bir kenara fırlatıp hızlıca giyindi. Yanlış bir hareket yapınca dikişlerinin olduğu yer acıdı ve sızlandı. Aynaya attığı tek bir bakış her yerinde dikişler olduğunu görmesine yetmişti.
Tişörtünü giyerken Bunlar yeni. diye düşündü, ve cesedin yanına gitti. "Sen çok sinir bozucusun lanet olası.
Ve benim kardeşim bir pislik veya şeytan değil."
Farklı bir şey tercih ederdim, her neyse.
Cesedi yatağın altına iterken sesi duymazlıktan geldi. Odaya bağlı olan banyodan kağıt havlu alıp kanı mümkün olduğunca temizledi. Odadan çıkıp hastanede çıkışı ararken bu ona zaman kazandıracaktı.
Arada bir karnı itiraz eder gibi alevlendi, ama Liu artık geri dönüş olmadığını biliyordu.
Jeffrey Woods bir katildi.
Liu Woods da.
Ç.N:
Liu 'nun küçük kardeş olduğunu sanıyordum o_O
Bu arada galiba Jeff ve Liu hakkında başka hikayeler de var, çünkü Google'a yazdığımda Liu bütün resimlerde siyah-beyaz çizgili bir atkıyla çizilmişti :3
Bu ikiliyi seviyorum ya :D
28 Kasım 2014 Cuma
"Grocery List"
Annenden gelen bir telefon araması alıyorsun. Arabası tamirde olduğu için markete gidip kendisi için yemek malzemeleri almanı istiyor. Ekmek, süt, tahıl ve tavuk göğsü.
Küçük bir liste yazdıktan sonra isteksizce arabana biniyorsun ve markete gidip malzemeleri alıyorsun. Kasiyer bayan sana garip bir şey söylüyor.
"Biliyorsun, süt kıtlığı yaşamıyoruz."
Annenin evine varıp birkaç kez tıklıyorsun. Cevap yok. Kapıyı deniyorsun. Açılıyor. Market poşetini tezgahın üzerine bırakıyorsun. Garip. İçerikleri ve dış görünüşleri tamamen aynı 6 poşet daha var. 2 tanesinde tavuk ve süt bozulmuş. "Anne," diye sesleniyorsun, ama cevap yok. Mutfaktan çıkıp oturma odasına gidiyorsun.
Koltukta oturan, kopmuş kafası kucağında duran kişi senin annen.
Doğal olarak olayı araştırması için polisi arıyorsun. Annenin neredeyse 1 haftadır ölü olduğunu söylüyorlar. Ayrıca polis psikiyatristi de orada ve ilk ifadeyi verdikten sonra seninle konuşuyor. Yakında durduğun için olay yeri inceleme ile psikiyatristin konuşmalarına kulak misafiri oluyorsun.
"İnsanların şizofreni yüzünden aynı hareketleri tekrarlayıp durdukları bir kısır döngüye girmeleri anormal bir şey değil." diyor psikiyatrist.
Kendi kendine düşünüyorsun. Benimle ilgili konuşuyor olamazlar. Şizofreni? Mümkün değil. Tekrarlanıp durulan hareketler? Bunları benim yaptığımı mı düşünüyorlar?
Bir anda telefonun çalıyor. "Alo?"
"Merhaba Hun, benim. Markete uğrayıp bana tavuk göğsü ve süt alabilir misin? Ah, biraz ekmek ve tahıla da ihtiyacım var."
"Sorun değil anne. Hemen alırım...."
Ç.N:
Bu da müthiş bir CP o_O
Küçük bir liste yazdıktan sonra isteksizce arabana biniyorsun ve markete gidip malzemeleri alıyorsun. Kasiyer bayan sana garip bir şey söylüyor.
"Biliyorsun, süt kıtlığı yaşamıyoruz."
Annenin evine varıp birkaç kez tıklıyorsun. Cevap yok. Kapıyı deniyorsun. Açılıyor. Market poşetini tezgahın üzerine bırakıyorsun. Garip. İçerikleri ve dış görünüşleri tamamen aynı 6 poşet daha var. 2 tanesinde tavuk ve süt bozulmuş. "Anne," diye sesleniyorsun, ama cevap yok. Mutfaktan çıkıp oturma odasına gidiyorsun.
Koltukta oturan, kopmuş kafası kucağında duran kişi senin annen.
Doğal olarak olayı araştırması için polisi arıyorsun. Annenin neredeyse 1 haftadır ölü olduğunu söylüyorlar. Ayrıca polis psikiyatristi de orada ve ilk ifadeyi verdikten sonra seninle konuşuyor. Yakında durduğun için olay yeri inceleme ile psikiyatristin konuşmalarına kulak misafiri oluyorsun.
"İnsanların şizofreni yüzünden aynı hareketleri tekrarlayıp durdukları bir kısır döngüye girmeleri anormal bir şey değil." diyor psikiyatrist.
Kendi kendine düşünüyorsun. Benimle ilgili konuşuyor olamazlar. Şizofreni? Mümkün değil. Tekrarlanıp durulan hareketler? Bunları benim yaptığımı mı düşünüyorlar?
Bir anda telefonun çalıyor. "Alo?"
"Merhaba Hun, benim. Markete uğrayıp bana tavuk göğsü ve süt alabilir misin? Ah, biraz ekmek ve tahıla da ihtiyacım var."
"Sorun değil anne. Hemen alırım...."
Ç.N:
Bu da müthiş bir CP o_O
27 Kasım 2014 Perşembe
"The Drain"
Suyun hafif pıtırtısını kafamda hissediyorum. Görebildiğim tek ışığı bulunduran küçük deliğe bakıyorum. Su ordan gelip üstüme yağıyor. Ahh, çok iyi hissettiriyor. Gerçi su 'temiz' değil. İçinde bütün gün üstünde biriktirdiğin ter ve kir var.
Dilimi dışarı çıkarıp tadına bakıyorum. İşte en sevdiğim an geliyor. Saçını temizliyorsun, ve bir sürü saç dökülüyor. Delikten geçip yanıma geliyor. Onları alıp diğerlerinin yanına koyuyorum. Saçlarından oluşan büyük bir koleksiyonum var. Küçüklüğünden beri onları biriktiriyorum. Şimdi elimde onlardan peruk yapmaya yetecek kadar var.
Su azalıyor ve sen görüş açımdan çıkıyorsun. Biriktirdiğim saçını kafamın üstüne koyuyorum, birazı yüzüme geliyor. Derin bir nefes çekip kokluyorum.
Şimdi bir kez daha banyo yapmanı bekliyorum, böylece sana yeni saçımı gösterebilirim.
Ç.N:
Size bahsettiğim diğer banyo CP'sini buldum :D
Bu arada resim bulamadığım için kendim çizdim -,-
Dilimi dışarı çıkarıp tadına bakıyorum. İşte en sevdiğim an geliyor. Saçını temizliyorsun, ve bir sürü saç dökülüyor. Delikten geçip yanıma geliyor. Onları alıp diğerlerinin yanına koyuyorum. Saçlarından oluşan büyük bir koleksiyonum var. Küçüklüğünden beri onları biriktiriyorum. Şimdi elimde onlardan peruk yapmaya yetecek kadar var.
Su azalıyor ve sen görüş açımdan çıkıyorsun. Biriktirdiğim saçını kafamın üstüne koyuyorum, birazı yüzüme geliyor. Derin bir nefes çekip kokluyorum.
Şimdi bir kez daha banyo yapmanı bekliyorum, böylece sana yeni saçımı gösterebilirim.
Ç.N:
Size bahsettiğim diğer banyo CP'sini buldum :D
Bu arada resim bulamadığım için kendim çizdim -,-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

