27 Şubat 2022 Pazar

The God Experiment Part 4



Part 4

Michele, evine kameraları tamamen yerleştirmeyen  transseksüel bir kadındı. 

Yalnız bu gerçek, onu diğer deneklerden daha akıllı yapmıştı. 

İzlenmek, belirgin ve sinir bozucu bir histi. Bazı insanlar onu diğerlerinden daha iyi tanıyor. Bu his, bağırsaklarınızdan bir virüs gibi geçebilir.  Boynunuzdaki tüm o küçük tüylerin diken diken olmasını sağlar. Hayatta kalma içgüdüleri, bu durumlarda insanlara sığınak bulması için yalvarıyor. Her zaman en iyisi avcıdan gözleri kaçırmaktır. Ama ya güvenlikten emin olmanın bir yolu yoksa? Ya aslanın ormanın her köşesinde gözü varsa? 

Denek004'ün gözlemi inzivaya çekilmişe benzer davranışları işaret etti. Az arkadaş ve akraba çevresi vardı. Patronu, çalışanlarına evden çalışmaya izin veren online bir blogtu. Bu sitenin sohbet konuları National Enquirer'de* ya da ona benzer yayımlarda gördüğünüz her zamanki saçmalıklardan başka bir şey değildi. Popüler manşetlere örnek olarak:

"Kadın uzaylıyla evleniyor!"

"Büyük ayak oduncuyu aşk kölesi olarak tutuyor." 

Ve her zamanki ilgi arayanların saçmalıklarından daha fazlası vardı. Ne kadar saçma, o kadar iyiydi.
Michele, neredeyse 10 yıldır firmayla çalışıyordu.  Komplo teorileri üzerindeki makaleleri ülke genelinde itibar kazandı. Ancak, şirketin merkezinde çalışmamızın ikinci haftasında işine son verildi.

Eski katılanlara olduğu gibi, kameralarımız tüm kan dondurucu detayları yakaladı.

Deneğimiz günlerce yatakta ağladı. 1 hafta boyunca evden dışarı çıkmadı. Doktor randevuları ertelendi, yiyecekler eve teslim edildi ve geri kalan birkaç arkadaş gönülsüz birkaç kısa mesaj dışında hiçbir şey yapmadı.

Ve böyle devam etti.

Michele iş piyasasını bıkmadan usanmadan takip etti. Bana kalırsa, bu hayatı daha ciddiye almak istediğine işaretti. Çevrim içi olarak derlenen özgeçmiş deneyimsiz gözlerime etkileyici görünüyordu.   Diğer birçok şirketi aradı ve işe alınmasını talep ederek yalvardı. 1 milyon online başvuru doldurdu. Ama sanırım iş piyasası bir zamanlar ev sahibine kertenkele diyen biri için zor olmalı. Çoğu gazete daha ciddi deneyimlerde ısrar ediyor. Birkaç benzer blog sitesi telefonda mülakat sırasında açıkça dalga geçti.

Umudun talih kuşlarını ve tekrar eden hayal kırıklıklarını izlemek zor gelmeye başladı. Tüm bu etkenler Michele'in tüm gün evde yalnız kalmasına yol açtı.

Yaklaşık 3 hafta sonra alkol içmeye geri döndü. Tommy, aşırı içmesinin ardından gelen garip davranışı suçladı. Emin değildim. Tanımlamaya başladığım uyarı işaretleri Denek004'te kendini tekrar ediyor gibiydi. Akşamdan kalma bir sabah. Michele bir sandalyeyi mutfağın kör bir noktasına götürdü. Orada 4 saat boyunca oturdu. Bu süre boyunca tüm daire sessizdi.

Michele ortaya çıkınca, kediden kendi gölgesine kadar her şeyden şüphe duyuyor gibi görünüyordu. Durmadan dairede bir şeyi arıyordu. Ve bu bizi endişelendiriyordu. Kurulum sırasında, Tom Michele'in komidininin ahşabına kameralarımızdan birini kazımıştı. Beklenildiği gibi, tüm odayı didik didik aradıktan sonra bulmuştu. 

O noktadan itibaren açıkça bizim konuşmuştu.

Bu şaşırtan olay şüphesiz ki test sonuçlarımızı etkilemişti. Ama her zamanki gibi sorunluluğumuz aynı kaldı. Müdahale ve düzeltme kendisini bir seçenek olarak göstermedi. Biz sadece gözlemciydik.

Kamera, Michele'in kendi kendini yok etme savaşına tuz biber oldu. Onu ve bir şişe Jack Daniels'i her yere götürdü. İkisine karşı sanki canlı yayın yapıyormuş gibi konuşuyordu. Mesajların çoğu anlaşılmaz ve saçmaydı.

"Mutfaktan  bildiriyorum, su garip bir kahverengi rengine döndü.. Sana geri dönücem Doktor"

"Yatak odasından bildiriyorum. Zeminin altını bir şey tırmalıyordu. Bunu duyabiliyor musunuz?"

"Çalışma odasından bildiriyorum. Dışarda biri var. Sizden biri mi?"

Teorilerini destekleyen bir şey ekranda ne gördüm ne de duydum. Ama Michele uyumak istemediğinde endişelerim daha da artmaya başladı. Dinlenmediği gün sayısı ikiden üçe, dörde ve hatta beşe çıkmıştı. Davranışları manyakça gelmeye başlamıştı. Birçok kez, saatlerce duvarlara baktığını yakalamıştım. 

Çok geçmeden, Michele geri kalan tüm kameraları buldu. Onu görmemin mümkün olmayacağı kör noktalara sakladı. Canlı yayınların sıklığı ve uzunluğu büyük ölçüde azaldı. Michele, her nereye gittiyse umarım biraz uyuyabilmiştir. 

Günler sonra bir sabah.. birisi dairenin kapısını çaldı.

Michele 2 haftadır dışarı çıkmamıştı.

Tom laboratuvarda o kadar yüksek seste homurdandı ki neredeyse kaçırdım. Kapıyı çalışları sessizleşmeye başlamıştı. Karşılık bulamayan birkaç çalıştan sonra daha agresif olmaya başlamışlardı  ta ki meslektaşımı uykusundan uyandıran ve Michele'in panik içinde görüş alanıma girmesine neden olan sade bir çarpma haline gelene kadar.

"Şimdi bunu duyuyor musunuz?"

Duyuyorduk.

"Ne yapıyorum?"

Hiçbir fikrim yoktu. Tom telefonunu çıkardı. Yandan görüşümü kapatan bir engel vardı cihazda. Ona sinirli bir şekilde metin mesajları hakkında sordum. Denek004 kapıya yürüdüğü  anda, Tom bana cevap vermeye başladı. 

"Siktir. Kapıya cevap veremez." demek yerine mırıldandı.

Michele bizi duyamazdı. Kuruntulu bir şekilde kapı deliğinden baktı. Sonra omuzlarını silkti, hızlı gerin bir soluk aldı ve kapıyı açtı.

"Neden koridorda görüşümüz yok?" Cevaptan korkarak sordum. Bir saniye sonra geldi.

Silah ateşi kulaklarımızı patlattı. Bir mermi Denek004'ün kafasına denk geldi. Michelemiz'in anında öldüğünü biliyordum.

Bağırmak için bile zamanı yoktu. 

Tom laboratuvardaki her bilgisayarın, monitörun ve enerji hatları şebekesinin fişlerini çekti. Video ve ses aynen yok oldu. Birbiri ardında birkaç mesaj daha aceleyle yazıp yolladı. Çok kısa bir zamanda. Tanrı deneyi tamamen çevrim dışı oldu. Söyleyeceği kelimeler kafamdaki her şüpheyi ortadan kaldırmıştı. 

"Geriye kalan deneklere yardım etmeliyiz. Zamanımız tükeniyor."


Ç.N: National Enquirer bir American magazin gazetesidir.

4 Şubat 2022 Cuma

Roommate Troubles



Bu olay aslında birkaç yıl önce Philadelphia'daki Sanat Üniversitesi'nde başıma geldi.



İkinci yılımda Kara adında bir kızla oda tuttum. Caz vokalistiydi ama asıl ilgi alanı operaydı. Juniper Hall adında bir yurdun altıncı katında küçük bir odamız vardı. Duvarlar inceydi. Onun gece geç saatlerde şarkı söylemesi ve seslendirme çalışmaları beni geç saatlere kadar ayakta tutardı. Bir ay kadar uykusuz kaldıktan sonra, onu gece geç saatlerde yaptığı antrenmanları bir blok ötedeki Merriam tiyatrosundaki müzik stüdyolarına taşımaya ikna ettim.




Bir akşam saat sekiz civarında Kara, yaklaşan bir resital için geç saatlere kadar çalışacağını ve muhtemelen gece yarısına kadar evde olmayacağını duyurdu. ‘Harika’ diye düşündüm, bu erken yatabileceğim anlamına geliyordu (tamamen bitkin düşmüştüm… Oyunculuk stüdyosunda korkunç bir gün geçirmiştim ve akşam yemeğimi yer yemez bayılmaya hazırdım). İyi geceler deyip elinde kahve ve notalar ile gitti.

Biraz ızgara peynir ve çorba yaptım, mideye indirdim ve hemen yatmaya hazırlanmaya başladım. Duştan çıktığımda göz kapaklarım o kadar ağırdı ki dişlerimi zar zor fırçaladım. Pijamalarımı giydim ve ranzamızın üst kısmına süründüm. Başım yastığa değdiği anda uykuya daldım.




Dairemizin düzenini açıklamak için bir saniye ayırmam gerekiyor. Daireye girerken, yatak odası hemen soldaki bir kapıdan geçiyordu. Banyomuz yatak odasının içindeydi, ranzaların hemen yanındaydı.



Her neyse, daire kapısının kapanma sesiyle uyandım. Gözlerimi açtım ve bitkin bir şekilde telefonumu kontrol ettim: tam gece yarısı. Arkamı döndüm ve gözlerimi kapattım. Kara'nın odaya girdiğini ve ranzanın önünde durduğunu duydum. Gerçekten uyuyup uyumadığımı kontrol edecek, diye düşündüm. Altımda yatağa düştü, bu garipti çünkü dişlerini fırçalama ve yatmadan önce bulaşık yıkama konusunda çok titizdi. Yine de, sınavlarımız vardı ve hepimiz yorgunduk. Altımdaki şilte gıcırdadı ve sonra sessizleşti. Nefesini bile duyamıyordum. Tekrar uyumaya çalıştım. Derin bir uykunun eşiğindeydim ki yine bir gürültüyle irkilerek uyandım.




Kilitte bir anahtar. Kapı açıldı.




Ve Kara bir opera ezgisi mırıldanarak dairemize girdi.




Altımdaki şilte gıcırdıyordu.