17 Temmuz 2016 Pazar

Seer of Possibilities (Part 1)

Bazı zamanlar, yabancı varlıklar seninle iletişime geçebilmek için enteresan yollar bulur. Bazen bir Ouija Tahtası olabilir, belki rüyanıza girebilir, veya bazen başka biri aracılığıyla sizle konuşurlar. Her birinin kendine özgü stilleri ve seçimleri vardır. Onlarla iletişime geçen biri olan Jack varlıkla kendi Pc'si aracılığı ile konuşmuştu. Sanırım bu iletişim ekran yazısı üzerinden olduğunu söyleyebilirim. Bunun ilk yaşandığı zaman, Jack bilgisayarı başında Solitaire oynuyordu. Router'ında yanıp sönen kırmızı ışık belirdiğinde interneti tekrar gitmişti. İnternet bağlatılalı bir hafta olmuştu,ve Jack bu kalitesiz internet servisine alışmaya çalışıyordu. Kartlarını oynattığı sırada oyun koyu siyah ekrana geçti ve kırmızı yazı belirdi.

 ''Merhaba Jack, Senden bir iyiliğe ihtiyacım var. Sen çok özel bir insansın ve bana yardım edeceğini biliyorum. Bunu herhangi birinden isteyemem. Gerçekten senin yardımına ihtiyacım var.

 Jack bir saniyeliğine durakladı. Router'ının ışığı hala kırmızıydı.''Bu bir çeşit şaka mı?'' diye düşünmekten kendini alıkoyamadı.

 Bir süre sonra mesaj devam etti, ''Evet Jack, biliyorum bu senin için tuhaf. Fakat endişelenmeni istemiyorum.Bu sadece basit kolay bir istek. Ödüllendirileceğinden şüphen olmasın.

 Jack panikle internet kablosunu duvardan tamamen çıkardı.

'' Hala buradayım Jack. Senin daha fazla zamanını harcamak istemiyorum bu yüzden isteğime geleceğim. Yarın işe gittiğinde asansörün yanında yerde duran dikili vazoyu oynatmana ihtiyacım var.Tek yapman gereken onu üç karış sağa doğru itmen. Eğer bunu 8:17'de yaparsan orada kimse olmayacak.

Jack oturdu. cevap vermeyi reddetti,hala ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

 Yazı devam etti,'' Bak Jack. bunu senden istiyorum çünkü BİLİYORUM yapacaksın.Beni hayal kırıklığına uğratmayacaksın. Çünkü sen özelsin.Yarın konuşuruz.''

 Hala başına gelenlerden sarsılmıştı, sıcak bir du aldı ve yatağa girmek için hazırlandı,kendini çılgın bir hayal gördüğü veya bunun özenle hazırlanmış bir şaka olduğu konusunda inandırmaya çalışıyordu. Ama kim ona böyle bir şaka yapardı ki? Pek fazla dostu veya düşmanı yoktu.

 Sonraki güne tazelenmiş bir şekilde uyandı. İş saat 8:30'da başlayacaktı ve Jack asla geç kalmazdı. 8:10'da aracını park etti, Normalde sadece  içeri girerdi.Ama mesaj ona bitkiyi saat 8:17'de oynatmasını söylemişti. Bunu gerçekten yapacak mıydı? Bir gecede Jack'in korkusu merağa dönüşmüştü. Bitkiyi oynatsaydı, yasa dışı bir şey yapmış olmazdı, değil mi? Jack'in aklında en makul hareket bitkiyi oynatmak olarak geçti. Bunu yapacaktı ve hiçbir şey olmayacaktı.Artık tüm bu çılgınlığı arkasında bırakabilirdi.8:17'den bir dakika önce arabasından ayrıldı ve binaya doğru yürüdü. Girmesi gereken saatte binaya girdi. Mesaj haklıydı, etrafta kimsecikler yoktu.

''Garip'' diye düşündü Jack. Bina normalde sabahın bu saatinde kalabalık olurdu, fakat bu geçici sükunet tam olarak tahmin edilmişti.

''Tamam o zaman.Hadi ne olacağını görelim'' diye kendi kendine mırıldandı Jack.

 On katlı binanın asansörlerinin arasına sıkıca yerleştirilmiş saksı bitkisine doğru yürüdü.Bitki sahte gibi duruyordu, İnsanların her gün farkına bile varmadan yanından geçip gittiği bir dekorasyon. Jack'in tahmininden daha ağırdı. Biraz efor sarf etti ve en iyi tahminine göre üç karış sağa ilerletti.Geri çekildi ve bitkiye baktı,sonra lobiye göz gezdirdi. İnsanlar arkasından geliyordu. Ve lobi tekrar dolmaya başlamıştı bile. Hiç kimse bitkinin hafifçe sağa kaydığını fark etmedi, hiçbir şey farklı görünmüyordu. Jack sıradaki asansöre geçti ve bekledi.Bekledi...Bir şeyin olmasını
bekledi.Ama hiçbir şey olmadı. Sonunda Jack asansöre girdi ve yedinci kattaki odasına doğru yola çıktı,her zamanki gibi.

 Eğer Jack'in iş arkadaşlarından onu tanımlamasını isteseydiniz, kibar,sessiz,saygılı ve yetenekli gibi sözcükler duyardınız.Ama bu sözler gerçeğin çok azını işaret ediyordu. Jack'in insanların çoğunu sevmediği gerçeğinin. Onlardan nefret etmek gibi değil de onları tanımak ya da onlarla arkadaş olmak çok az ilgisini çektiği gibi.Fakat bu herkes için geçerli değildi. Allie, kendisinden iki oda aşağıda çalışan kız hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyeceği tek insandı.Kocaman gülümsemesi, sarı saçları ve güzel vücut hatlarıyla, Jack onun hakkında her şeyi öğrenmek istiyordu. Kadınlarla geçmişteki başarısızlıklarına rağmen onu tanıma konusunda hiçte fena gitmiyordu. Odasına geçtiği her sabah sohbet için dururdu.Bu konuşmalar başta birer dakika sonra ikişer, ardından dakikalarca oluvermişti. Jack onun kendisini beğenmesine oldukça şaşırmıştı.

 Bu özel sabahta, günlük konuşmaları sadece birkaç dakika sürmüştü. Sabahlaştıkları ve Allie'nin çılgın gecesinden bahsettikleri sırada arkasındaki asansör kapısı açıldı. Dışarı ikisinin de patronu olan James Bentley topallayarak çıktı.

James ofisin dışından bile duyulabilecek bir ses tonuyla ''Lanet ayağım'' diye söylendi.

''Ne oldu James'' diyerek geveledi Jack.

''Sorun lobideki lanet bitki.Ona çarptım ve bileğimi burktum.''

''James, zar zor yürüyebiliyorsun. Hastaneye gitmen gerek'' diye cevapladı Allie endişeli bir şekilde.

''Bunu şimdi yapamam.Tüm gün görüşmelerim var.İptal etmek için fazla önemliler. Sadece dişimi sıkmam gerek.

 Jack afallamış hissetti,Allie'nin odasından konuşmanın ortasında ayrıldı, ve sandalyesine gömüldü. Bu onun hatasıydı.Bundan emindi.Nasıl bu kadar aptal ve dikkatsiz olabilirdi. Ama hala endişeye mahal yoktu. İncilmiş bit bilek  iyileşebilirdi her şey normale dönebilirdi.

Eve döndüğünde, Jack derhal bilgisayarının açma tuşuna bastı. . Bilgisayar açılır açılmaz ekran karardı ve yeni bir mesaj belirdi.

''Günün nasıldı Jack?''

 Oturdu.Ekrana bakıyordu, nasıl cevaplayacağını bilmiyordu. Ekrandaki mesaj devam etti,'' Aslında gününün nasıl geçtiğini biliyorum, ama bana kibar olmadığım söylensin istemem. Neler döndüğünü merak ediyorsun. James Bentley'in bileğini neden burktuğunu merak ediyorsun. Peki Jack, bu olaylar zinciri rastgele oluşmadı. Yakın zamanda sana pek bir şey anlatmak istemiyorum, ama bir süre sonra tüm bunlar bir anlam ifade edecek. Sadece yarın her zamanki gibi işine dön. Hiçbir şeyden  şüphelenme Jack. Ödüllendirileceksin.Sen özel birisin.Yarın konuşuruz.

Jack sandalyesine geri oturdu. Neler dönüyordu? Ona tüm bunları gönderen kimdi? Jack'in meraktan çatlayacak durumdaydı. , ve biraz da yarın olacakları görmek için heyecanlıydı.

 Sonraki sabah her şey olması gerektiği gibi başladı. Jack bitkinin eski yerine itildiğini fark etti, büyük ihtimalle geceleyin temizlik ekibi tarafından. Yemekten sonra James Bentley göründü, hala sağlam olan ayağı üzerinde ofisine doğru topallıyordu.

''Adamım bu ayak beni öldürüyor.''  Jack adamın dediğine kulak misafiri oldu, ama görünüşe göre James'in kaçırmak istemeyeceği bir buluşması vardı. Jack onu tekrar gördüğünde saat üç olmamıştı. Allie'yi her zaman diğerlerine yeğleyen James topallayarak onun odasına geldi.

''Allie, şu an bir şey yapmıyorsun değil mi?''

''Imm hayır. Yarına kadar bekleyemeyecek bir şey yok, sanırım.''

''İyi, beni doktoruma kadar bırakabilir misin? Muhtemelen dün gittim ama, kurtulamadım. Bu acı şu an beni öldürüyor ve kendim sürebileceğimi sanmıyorum, Sabah buraya zar zor geldim, ve şu an gaz pedalına bile basabileceğimi sanmıyorum. İstersen benim arabamı alırız.''

''Olur, sorun değil James. Seni seve seve doktora götürürüm. Jack'e dönüp vedalaştı,'' Yarın görüşürüz Jackie'' Ceketini giydi ve James'i koridorun sonuna doğru debelenirken takip etti. Yarım döndü ve Jack'e doğru yüzünde küçük bir gülümsemeyle omuz silkti. Jack o gittiğinde her zamankinden daha fazla yalnız hissetti.

 On dakika sonra herkes bir kaza sesi işitti. 18 tekerlinin kornasını ve cırtlak frenleri duymadan önceydi bu. Kaza  iki koca metal objenin mide bulandırıcı bir pat sesi ile birbirine çarpması gibiydi. Ses yedinci katta bile gürültülüydü. Ofis çalışanları nefeslerini tuttular ve camlara doğru koştular.

''Bu James'in aracı mı?'' diye sordu biri.

''Buradan anlaması zor'' diye cevapladı bir başkası. ''Ortalık toz duman.''


Az önce ne olduğunun dehşet verici iması Jack'in zihnine ŞAK diye kazındı.

''Hayır,Hayır,Hayır'' diye düşündü.'' Bu olmuş olamaz.''


 Sarsılmış bir şekilde, ofisten birkaç kişiyle zemin kata indi. Bazıları ağlıyordu. Olay mahallindeki giderek büyüyen gruba katıldıkları sırada, Jack uzaktan gelen acil servis sirenlerinin sesini duyabiliyordu. Gerizekalı sürüsünün arkasından, 18 tekerlinin James'in aracına kapı tarafından çarptığını görebiliyordu. 18 tekerlinin sürücüsü kaldırıma fırlamış, tepkisizce yatıyordu. James aracının yolcu kısmında oturuyordu. kanlı suratında şaşkın bir ifade ile. Jack onun ölmüş ya da yaşıyor olduğunu anlayamadı. Sürücü kısmı,Allie'nin oturduğu yer darbeyi alan kısımdı. Oturduğu alan orijinal boyutunun üçte bir oranına inmişti. Allie'nin kafası yarılmış, bedeni bükülmüş, hırpalanmış ve parçalanmıştı. Kalabalık serseme dönmüştü. Gözyaşları,çığlıklar, siren sesleri; Jack'in duyabildiği şeyler sadece bunlardı. Binaya dönmeden arabasına atladı ve eve sürdü, kızgın ve üzgün bir şekilde.

Jack evine dolayısıyla da bilgisayarına doğru bir yolculuk yapmıştı. Makine orada duruyordu,onu açmak istedi,  ama bulacağı şeyden korkuyordu. Allie'nin ölümünden gerçekten de sorumlu muydu? Bütün bu olaylar zinciri kendisi ile başlamıştı. Kimi suçlayacağını biliyordu. Güç tuşuna uzandı, ardından elini geri çekti. Sonunda açabilecek mentaliteyi kendinde buldu. Ekran titreşti ardından karardı, alıştığı yazı tekrardan belirmeye başladı.

''Hayır, Jack bu senin suçun değil. Kendini suçladığını biliyorum. Ama er geç her insan ölür, bazıları diğerlerinden daha erken.''

Jack ekrana bakakaldı. Monitörü yere fırlatma dürtüsü ile baş etmeye çalışıyordu.

 Bir süre sonra yazı devam etti.''Jack, sana bir şey anlatacağım, ve gerçekten söyleyeceklerimi ciddi bir şekilde düşünmene ihtiyacım var. Allie ile bir aşk yaşadığını sanıyordun. Gerçek şu ki, sadece onu cinsel dürtüler için arzuladın. Lütfen dilimi bağışla, fakat acı gerçeği fark etmek kör olmaktan iyidir, o sana göre biri değildi. Hayatını sana çekilmez kılacaktı. Evet ona çıkma teklifi etme cesaretini kendinde bulacaktın. Aslına bakarsan o da senle ilgileniyordu. Senin iyi bir proje olduğunu
düşünüyordu. Onun için üzücü bir durum, seni için değil. Sana söylediği her şeyi gözden geçirmeni istiyorum. Son erkek arkadaşı ondan neden ayrılmıştı?''

''Çünkü onu aldatmıştı'' diye geveledi Jack.

''Çünkü onu aldatmıştı, Jack. Sana da aynı şeyi yapacaktı. Seni sadece iki aycığına mutlu edecekti, ardından dört yıllığına da sefil. Gizlice arkandan seninle dalga geçecekti, tüm paranı yiyecekti.Ondan bir sefer kurtulduğunda o kadar bitkin kalacaktın ki bir daha asla bir randevuya çıkmayacaktın. Bu doğru Jack, ben tüm olasılıkları görürüm. Olacakları, olabilecekleri ve olmaması gerekenleri... İşteyken onun nasıl biri olduğunu görmüştün Jack, ama onun şehveti gerçeği görmeni engelledi. Beraber, sen ve ben bu yoldan gitmediğinden emin olacağız. Son bir şey daha Jack oyun daha bitmedi. Daha yapacaklarımız var.''

''Hayır,lanet olsun sana! Sen onu öldürdün!'' Jack bağırdı ve monitörü masadan fırlattı.Zemine çarptı ve kıvılcım çıkardı. Jack o gece zar zor uyuyabildi, ve sonraki gün işe gitmek isteyeceğinden emin değildi. Ama son sözleri merak duygusunu güçlendirmişti. Öfkesi veya o andaki duygusu her neyse yatışmıştı. O gün ofiste hiçbir iş yapılmadı. Şirket o gün keder danışmanlarını getirdi, insanlar düşüncelerini paylaştılar, ağladılar, sarıldılar. James kazadan kurtulmuştu, ama komaya girmişti.
 Doktorlar onun toparlayacağını söylediler, fakat kimse emin değildi.

 Akşam üstü Diego Salbara Jack'e yanaştı. Diego Salbara bölümün başıydı. Jack'e belli belirsiz James'in pozisyonunu teklif etti. Teknik olarak geçici bir işti. Ama James de yakın zamanda gelemeyecekti. Diego Jack'e belli bir süre geçtikten sonra terfinin kalıcı olacağı sözünü verdi.

''Bunu  biraz düşün'' dedi Diego. ''Biliyorum biraz hızlı oldu ama James'in üzerinde çalıştığı Lancester projesi durdurulamaz. Şirket için çok önemli. Yönetmesi gereken birine ihtiyacım var. Bu bekleyemez.''

 Afallayan Jack terfiyi kabul etti. İşten değişik duyguların karışımı ile ayrıldı, ne hissetmesi gerektiği konusunda emin değildi. Eve dönüş yolunda elektronik dükkanında durdu ve yeni bir monitör aldı.Eve döndü ve yeni monitörü bilgisayara bağladı. Yazı tekrardan ekranda belirmeye başladı.

''Jack, seni ilk kutlayan ben olmak istedim!''Başardığın şeylerle gurur duyuyorum.''

Jack ekrana bakakaldı.

''Jack ben af dilemek istiyorum. Çünkü daha kendimi tanıtmadım! Bana Seer derler. Sana önceden dediğim gibi, Olacakları görürüm,ve olabilecekleri. Sahip olduğum güçlü bir yetenek. Ama biliyor musum Jack? Tüm yeteneklerime rağmen bedensel bir yetim yok. Tahmin edebilirim, görürüm ve yeterli eforla iletişime dahi geçebilirim. Ama bir bedenim yok, bu benden uzun zaman önce alınmış bir şey. İşte bu yüzden sana ihtiyacım var Jack. Ben bşr artistim. Sanatımda insanları manipüle
etmek. Sen ise benim tuvalimin fırçasısın. Benimle çalışmanı istiyorum Jack. Basit, ZARARSIZ istekler, sadece bazı görevleri yerine getir,zamandan zamana.

Jack git gide merakına yenik düşüyordu.

''Ve Jack bana cevap vermeden önce, birkaç şeyi bilmene ihtiyacım var. Hepsinden önce sana asla yalan söylemem. İkinci olarak senden yanlış ya da yasa dışı bir şey istemem. Evet  kötü sonuçlar olacak, hatta bazen insanlar ölecek. Ama eninde sonunda ölmeyecekler mi zaten? Ve kötü her zaman senin başına iyi birşey gelmesi
ile dengelenecek.''

''Jack son fikirle ilkildi. Ama bilgisayarı kapatma dürtüsü ile baş etti. Seer haklıydı. Herkes bir şekilde ölecekti her nasılsa, neden bununla iyi birşey gelmesin? Ve ona yalan söyleme fikrine ne demeli? Eğer Allie'nin öleceğini o zaman bilseydi, isteği asla yapmazdı.Ama daha fazkasını fark etti.Seer'ın ona yalan söylemediği gibi. Sadece tüm bilgiyi vermiyordu. İşte bu yüzden Jack Seer'a güvenip güvenemeyeceğinden emin değildi.

''Benimle çalış Jack.Birlikte inanılmaz şeyleri başarabiliriz. Sadece küçük istekler yapman gereken. Ama tüm bu küçük isteklerin büyük sonuçları olacak.Harika olacak Jack.Ve her biri senin ödüllendirilmen ile bitecek. İşte bu benim sanatımın güzelliği, tek bir istek tek bir iyi ve tek bir kötü şeyle sonuçlanacak. Son bir şey Jack, eğer seninle şimdi konuşmasaydım bana katılman iki haftayı alacaktı. Ama ne biliyor musun Jack, sonunda bana KATILACAKSIN. Bu doğru sonunda evet diyeceksin. Beklemek yerine  şimdi evet desen ne olur? Hadi başlayalım Jack. Ve tüm bunlar bittiğinde bana teşekkür edeceksin, söz veriyorum.''

Jack Seer'ın az önce söylediklerini düşündü. En baştaki isyan isteği yavaşça solmaya hatta yok olmaya başlamıştı. Durakladı ve ilk defa parmaklarını klavyeye götürdü. ''Benden ne yapmamı istiyorsun?''

Ç.N. = Merhaba arkadaşlar, ben yeni yazarınız Léon the Amateur. Bana kısaca Leon diyebilirsiniz. Pasta biraz uzun olduğu için ikiye bölmeyi uygun gördük. Bu arada olur olmadık yerde paragraf bitmesi benim hatam. Bir daha olmayacak. Mümkün olduğunca aktif olmaya çalışacağım. Sağlıcakla kalın.

28 yorum:

  1. Çok güzeldi ♥_♥ ama çok heyecanlı yerde bitirmişsin umarım 2. bölüm çabuk gelir Leon

    YanıtlayınSil
  2. Bazı yerlerinde hatalar olsa da diğer sitelerdeki pek çok çeviriden iyi 2. partı merakla bekliyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef biraz fazla yazım hatası yaptım, var gücümle düzeltmeye çalışıyorum.

      Sil
  3. bence sonunda o şeyle adam yer deiştirsin ve adam yeni vücutbulmak için aynı şeyleri yapmalı

    YanıtlayınSil
  4. seer jack i oyuna getirir bence
    adam ayağını burktu ya ben adamın ayağı kesilir diye düşünmüştüm aslında yani aptal bir burkulma der tedavi olmaz falan ama kaza olması daha güzel olmuş

    YanıtlayınSil
  5. O değilde ben ÖLÜYORUM! Gerçekten çok güzel olmuş, tebrik ederim!

    YanıtlayınSil
  6. Nurse Ann' nin de hikayesini çevirebilir misin? Bu arada hikaye süper 2. bölüm için sabırsızlanıyorum *-*

    YanıtlayınSil
  7. En güzel kısmda kestiniz :PHadi devamını bekliyorum ^^

    YanıtlayınSil
  8. İlk çevirin mi?Güzel olmuş sağol :3

    YanıtlayınSil
  9. Hikaye HARİKA 2. Part için sabırsızlanıyorum ◉_◉

    YanıtlayınSil
  10. Bloga hoşgeldin :3 Ve hikaye harikaydı eline sağlık :> Umarım ikinci bölüm gelene kadar meraktan ölmeyiz ;-;

    YanıtlayınSil
  11. Yanıtlar
    1. dilimizi düzgün kullanalım lütfen:7 :7 :7

      Sil
    2. Size ne ayşe doğan hanım BN stdğm gb kllnrm ;)

      Sil
    3. Size ne ayşe doğan hanım BN stdğm gb kllnrm ;)

      Sil
  12. part 2 ne zaman gelir ölüyorum meraktan

    YanıtlayınSil
  13. Hayır en heyecan verici yerde mi bitirilir Leon-Kun?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Okuyucuların gözünü korkutmamak için öyle yaptım Ceyda-san .)

      Sil
  14. Aa yeni Admin

    Selam ben Ame memnun oldum Léon

    Pastanın 2. Kısmını merak ile bekliyorum

    Güzel çevirmissin bence böyle devam et!

    YanıtlayınSil
  15. Psişik güçleri olan birini arıyorum.

    YanıtlayınSil
  16. Hoşgeldin Leon! Ben buranın anonim elemanıyım. Haftalardır bloğa bakamıyorum. Lakin artık şu an boş zamanımdayım! Çeviri için teşekkürler^^

    YanıtlayınSil

Yorum yaparken kaba veya küfürlü bir dil kullanmaktan çekinirseniz sevinirim ^^