24 Temmuz 2020 Cuma

The God Experiment (Part 1)

Part 1

Hiç Tanrı'yı oynamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiniz mi?
Bazı sorular cevapsız kalmalı.
Çalışma için 7 kişi seçtik. Meslektaşım, köklü bir cinsiyet ve cinsel yönelim karışımı olmasını önemli buldu. Katılanların evinin ve iş yerlerinin her tarafına farklı kameralar yerleştirildi. Deneklere normalde hiçbir şey değişmemiş gibi günlük aktivitelerine devam etmeleri talimatını verdik.
Sonra da insanlarımıza beyaz bir yalan söyledik.
Onlara bir bilim uzmanı ekibinin hayatlarını değiştirmek için çalışacağını söyledik.
İddia edildiğine göre, bu grup kayıtları inceledi ve deneklerin gerçek hayat rutinlerine ince değişiklikler uyguladı. Her değişiklik kişisel verimliliği ve genel memnuniyeti geliştirmek için tasarlanırdı. Deneklere herhangi bir değişiklik fark etmemelerini söyledik. Gelen geçenin selam vermesi kadar kolay olacaktı. Ayrıca bu süre boyunca bizimle olan bütün iletişimleri yasakladık.
Gerçek şu ki hiçbir şey yapmadık.
Sadece izledik.
Son dönemdeki yasal işlemlerden kaçınmak adına… Soyadlarını kullanmaktan kaçınacağım.
Thomas ya da kısaca Tommy isimli saygın bir sosyologla çalıştım. Tom'un endüstrideki saygınlığı ilk başta fon bulmamızı güvence altına aldı. Kendimi stajyer olarak görüyorum. İşim pizza sipariş etmeyi, kahve getirmeyi ve telefonlara cevap vermeyi gerektiriyor. Bazen Thomas uyurken ya da binadan çıktığında bana kameraları izlememe izin verirdi. 23 yaşındaki sosyoloji lisanslı birisi için fena bir iş değil.
Çok geçmeden bu durum değişti. İşime olan nefretim, ilk deneğimiz olan Michael düzensizce davranmaya  başladığında başladı.
Özgeçmişinde  Denek001 isimli ,28 yaşında heteroseksüel beyaz bir erkek olarak kaydedildi. 1.90 boyu vardı. 86 kiloydu. Kaşının sağ üst köşesinde bir lekeyle koyu kahverengi saçları vardı. Mike'ın o zamanlar kız arkadaşı yoktu. Şükürler olsun ki Tom bu etkeni göz önünde bulundurdu.
İşlerin raydan çıkması uzun sürmedi. Kayıt tutmanın ikinci gününde gecenin bi yarısı Michael'i kendi kendine konuşurken yakaladım.
"Bunu yapmak istemiyorum.Bunu yapmak istemiyorum.Emin misin? Bunu yapmak istemiyorum."
Ses neredeyse sandalyemden düşmeme sebep oluyordu. Günün geri kalanı sessiz geçmişti. Kameraları iki kez kontrol ettim ama orada kimse yoktu. Thomas ayak işlerinin üzerine binayı terk etmişti. Kızılötesi kamerada, Michael yataktan çıkar çıkmaz kapısına yürüdüğünü gördüğümde Thomas'ı uyardım.

"Kamera 3. 001 aklını kaçırıyor."

Tommy derme çatma laboratuvarımıza birkaç dakika sonra geldi. Tıka basa dolu olan karnını zar zor kapatan küçük beyaz bir ceket giyiyordu ve heyecanını kontrol altına alıyordu. Ceketindeki kırıntılar yan kapıda atıştırmalıklar yemenin tembellik etmesine neden olduğunu göstermişti. Bir kez daha. Tom ekrana baktığında büyülenmiş görünüyordu. Monitörü omzumun üzerinden bir papağan gibi izlemişti.
Michael kafasını duvara çarptı. Meslektaşım, "İşte oluyor, bunu kayıt al evlat" diye haykırdığında son derece sersemlemiş gibiydi.
Bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum fakat bana söyleneni yerine getirdim. Kafasını 20 kez duvara çarptıktan sonra Michael durdu. Bekledik ve on dakika boyunca izledik. Hayati faktörlerini inceledik. Nasıl olmuşsa Michael yara almamıştı.

O sadece uyuyakalmıştı.

Ayağa kalktı.

Aklını kaçırmak üzere olan bir adamı izlemek ürkütücü bir histi. Dairesindeki perdeler gergin bir biçimde rüzgarda dalgalandı. Birkaç saatte bir, Michael kendisini uykudan kaldırdı ve gergin bir biçimde pencereleri kontrol etti. Sonra yatak odasının kapısında tünemeye geri döndü. Gece boyunca bunu birkaç kez tekrarladı. Tüm gece yatağa dönmedi.

Ertesi gün Michael terfi aldı.

Bizim bir alakamız yoktu.

Her şeyi gizli bir kameradan izledik. Michael'in patronu tamamen minnettar görünüyordu. Michael'in iş performansının tanınmaya değer olduğunu düşünüyordu. Üstelik, firma özellikle üç aylık sürede başarılı olmuştu. Bu büyük bir ikramiye anlamına geliyordu. Michael'in suratındaki nispet yaparcasına sırıtma bize deneyin sorumlu olabileceğini anlatıyordu.

Deneğimiz o gece çok içmişti.

Bar görüntülerini kameralarımıza yakalayamamıştık. Ama yine de ben, sabah saat 2 civarında evine doğru utanç yürüyüşünü yakalamıştım. Sesi ayarladım ve bir kez daha kendisiyle konuşan adamı buldum.

"Bunu yapmak istemiyorum. Bunu yapmak istemiyorum. Emin misin? Bunu yapmak istemiyorum."

Michael dairesine girdi ve ışığı açtı. Oda sessiz ve boştu. Favori cümlelerini tekrar ve tekrar söylemeye başladı. Görünür bir panik içinde oturma odasının etrafında dolaştı.

"Bunu yapmak istemiyorum. Bunu yapmak istemiyorum. Emin misin? Bunu yapmak istemiyorum."

Sinirlerimi bozmuştu. Doğruyu söylemek gerekirse meslektaşımdan şüphelenmeye başlıyordum. Dengesiz denekler sonuçları çarpıtmaya yatkındı. O sırada daha  dehşet sonuçlar düşünemedim.

"Kimle konuşuyor?" diye sordum. Tom cevap vermedi.

Michael mutfağa girdi ve dolaptan bir bardak su aldı . Hareketi son derece dengesiz görünüyordu.
Genel davranışı, özellikle bir bacağını diğerinin arkasına sürükleme şekli, bana kuduz olmuş bir hayvanı hatırlattı.

Aniden sanki bir şey duymuş gibi Michael durdu ve mutfak penceresinden dışarı baktı. Su her yere dökülmüştü. Michael o pozisyonda 5 dakika durmuştu.
Sonra, mutfak kapısı yönünde son bir satır sundu.

"Emin misin?"

Sonra başka bir şey söylemeden dışarıya koştu.

"Kamerayı dörde çevir" diye omzumun üzerinden bağırdı Tommy.

Bana söyleneni yaptım. Yemin ediyorum.. bu oydu. Bu olayın anısı geceleri hala uykumu kaçırıyor.

Michael'ın sarhoş hali apartmanın yeşil çimlerinde kameranın görüş açısına geldi. Göğsüne bantlanmış alıcı hızlı nefes almalar gelişigüzel ayak sesleri sadece bir yöne giden bir yolu takip ederken saptadı. Farlar ve korna sesleri sadece 50 metre ötede patladı.

Otoban.

"Tom.. Bu bir sorun. Bu kahrolası büyük bir sorun."

Bu cümleyi binlerce kez tekrarlamış olmalıyım. Ama yalvarışlarım gözünü dört açmış ortaklarım tarafından göz ardı ediliyordu. Ofis telefonunu aldım ve çabucak acil  iletişim bulmaya çalıştım. Tüm bu süre boyunca Michael, yeni yeni yürümeye başlayan kayıp bir çocuk gibi trafik arasında dolaşıyordu.

"Yapabileceğimiz bir şey yok." diye mırıldandı Tom. "Ne söylememi istiyorsun?"

Michael’ın bedeni traktör römorkuyla karşılaştığı an patladı.

O gün ölmüştü.

Velinimetimiz ailenin zararını cömertçe telafi etti.  Dava geçici olarak feshedildi. Tanrı Deneyi, kalan deneklerle beş hafta boyunca kesintisiz devam etti.


Not: Eğer bu pastayı sevdiyseniz diğer bölümleri de çevirebilirim.

8 yorum:

Yorum yaparken kaba veya küfürlü bir dil kullanmaktan çekinirseniz sevinirim ^^