21 Temmuz 2014 Pazartesi

"Jeff Is Back"

Aşağıdaki hikaye video kanıtını , görgü tanıklarını , ve izlenildiği iddia edilen videoyu analiz eden bir dedektif tarafından yazılmıştır.Bu hikaye,o hikayedir.

Sıradan bir Salı akşamıydı . O günden önce kahve dükkanından aldığım 2 büyük boy kahve yüzünden uyuyamamıştım , internette dolanıyordum.

Birbiri üstüne bir kaç gereksiz Youtube videosu izledikten sonra , garip başlığı olan bir videoya denk geldim . Başlıktaki karakterler İngiliz alfabesine ait değildi ; Ancak,  çözememiş olmama rağmen harflerin biçimi kelimelere benziyordu . Merak ederek videoya tıkladım.

Aniden evimden gelen çeşitli çatırtı ve iniltiler duymaya başladım . Etrafıma bakındım ve savaşa hazır bir şekilde yanımda duran beysbol sopasını kavradım . Beni şaşırtan şey , evimde hiç kimse yoktu , evime zorla girildiğine dair bir işaret de yoktu . Ayrıca bütün kapılar kapalıydı . Delirmeye başladığımı anlayarak omzumu silktim ve tembelce odama doğru yürüdüm.

Geniş bant bağlantısı için çok para harcadım , bu yüzden tıkladığım videonun hala dolmamasına şaşırmıştım . Sabırsız bir şekilde videoya 4 kez daha tıkladım . Sonsuzluk gibi gelen bir süreden sonra , sayfa sonunda açıldı . Arkaplan siyahtı ve kırmızı renkte olan kullanıcı adı , açıklama , yükleyen adı dışında  bütün yazılar görünmezdi . Yükleyen kişinin adı " Nightmare SLUMBER " dı ve açıklamada bunlar yazıyordu:

Ne kadar da umursamazsın.
Hayatındaki şeytani varlığımdan habersizsin.
Seni ayakta tutan her şeyi parçalayacağım.
Seni değersiz korkak.
Her zaman seni izliyorum.
Ve yakında benimle yaşamaya geleceksin.
Sonsuza dek...

Bunun 12 yaşında bir  çocuğun zırvalığı olduğunu düşünerek içinde bulunduğum tehlikeyi önemsemedim . Video terk edilmiş bir akıl hastanesinin resmiyle başladı ( Daha sonra bunun Denbigh* akıl hastanesi olduğunu buldum ) Resimde insanın görme alanını geçecek şekilde uzun,karanlık ve dökük bir koridor vardı .Koridorun sağ tarafında sütunlarla ayrılmış pencereler vardı . Koridor sütunların gölgeleri ile bölünen ürkütücü bir ay ışığıyla yıkanmıştı . Koridorun karanlığı hiç görmediğim kadar koyu bir siyahtı . Hastanenin alelacele terk edildiği ve hiç temizlenmediği hissine kapıldım.

Videonun ilk dakikasında sadece koridorun görüntüsü vardı . Hiçbir ses ya da hareket yoktu . 1:13 . saniyeye yakın bir zamanda koridorun sonunda bir hareketlilik gördüm , yavaştı ama kesin bir hareketti . Bir insanın duruşuna sahipti ama çok garip bir şekilde yürüyordu , kafası dümdüz yere bakar şekilde . Video ilerledikçe yaratık hızlandı , sonra koşmaya başladı . Yaratık koşarak kameraya çarptı ve düşürdü .  Aynı anda evimin kapısında yüksek bir gümbürtü duydum . Sadece bir tane vardı ve görünüşe göre birisi az önce kapıya çarpmıştı .

Ayağa fırladım ve beysbol sopasını tekrar elime aldım , bilgisayarımın hata sinyali verdiğini duydum . Ekran maviydi ve güvenlik nedeniyle kapatıldığı yazıyordu . Daha sonra ekran bulunduğum yeri öğrenmek isteyen bir hacker olduğu hakkında bilgilendirme yaptı . Antivirüs programım hacker 'ın IP adresinin izini sürdü ve Kuzey Wales'de olduğu bilgisini verdi ; Hack işlemi terk edilmiş bir akıl hastanesinden yapılmıştı .

Daha sonra elektrikler gitti . O noktada , aşırı derecede korkmuş bir hale geldim . Nefesim hızlanırken gözlerim yaşardı . Kapının dışında inlemeler duymaya başladım . Çıkıp bakmak büyük bir hata olacaktı biliyordum ama , yine de bakmaya karar verdim . Kapı deliğinden baktığımda kapının dışında kimse yoktu . Buna rağmen inlemeleri hala duyabiliyordum . Ölsem bile o kapıyı açmazdım .

Paniklemiş bir şekilde polisle iletişime geçmeye çalıştım ; Ancak hem ev telefonumda hem de cep telefonumda hattın meşgul olduğunu belirten bipleme sesini duydum . Bilgisayarımın yanına koştum ve jeneratörle çalıştırıp çalıştıramayacağıma baktım , sonra ekranın hala açık olduğunu fark ettim . Siyah ekranda büyük kırmızı harflerle " UYKU VAKTİ " yazıyordu .

İnsanın içine işleyen bir çığlık duyuldu . Sanki biri ölüyor gibiydi , mutfağa koştum ve çekmeceden iki tane bıçak çıkardım . Bu gerçekti . Şu an oluyordu . Çığlıklar daha da gürültülü ve korkunç bir hal almaya başladı. Çığlıkların arkasında zayıf ama belirgin hastalıklı bir kahkaha duyuluyordu .

Ne olduğunu anlamaya çalışarak evin içinde koşturmaya başladım . Daha sonra bilgisayarımın yanındaki giysi dolabından gelen ağlama sesini duydum . Dolabın tokmağını kavradığımda vücudum buz tuttu . Tokmak  çok soğuktu . Kapağı açmadan önce bir şey söylemeliydim ama bunu yapacak sağ duyuyu kendimde bulamadım. Kapağı açtım ve dolabımda kıvrılmış bir şekilde yatan genç kızı gördüm . Ölü ve kanlıydı .

Karnı yarılmış , bağırsakları çıkarılmıştı . Çıplaktı ve kan içindeydi . Duvar aniden kırmızı bir ışıkla aydınlandı . Duvarda kanla yazılı bir şey olduğunu fark ettim .

" Uyarıyı dikkate almalıydın . Uyku vakti . "

Etrafıma baktım ve videodaki yaratığı gördüm , başı yere dönüktü . Korkudan dona kaldım . Ani bir hareketle , sanki video bir kaç saniye atlamış gibi , yaratık kafasını kaldırdı ve bana baktı . Sonra her şey karardı .

Dedektifin 1. Notu :

Kurbanın cesedi giysi dolabındaki genç kızınkiyle benzer vaziyette bulundu . Sayısız kan testine rağmen kızın kimliğini tespit edemedik . Daha doğrusu , kaybolan insanın raporuna göre hiç kimsenin kızın cesedini tanımaması ve testlerin sonuç vermemesine bakılırsa kız aslında yoktu .

Hack işleminin terk edilmiş bir akıl hastanesinden yapıldığını tespit ettik ; Ancak cinayet saatiyle örtüşmesine bir açıklama getirilemedi . Tutuklama izni çıkarttık ama hiçbir polis görevlisi o ikisinin korkunç kalıntılarını araştırmak istemiyor . Sahip olduğumuz tek şey  bir görgü tanığının acayip derecede alışılmadık ve korkutucu bir yaratığın bir kaç gün sonra hastaneye  koştuğunu görmesiydi . Tanığın ifadesi ile , terk edilmiş akıl hastanesinin görünümü ile başlığı "UYKU VAKTİ." olan, korku hikayeleri yazan bir sitedeki resmin şok edici derecede benzer olduğunu fark ettik .
O zamandan beri bir sürü cinayet meydana geldi ve her kurbanın cinayetten bir kaç dakika önce aynı videoyu izlediği bilgisi verildi . YouTube çalışanları videoyu silmeyi denedi ancak bunu deneyen herkes vahşice öldürüldü . Dava hala çözülemedi .

Dedektifin 2. Notu :

Davayı araştırdıktan sonra bir kaç şey keşfedildi . İlk olarak , videoyu bulunamadı. Kurbanların internet geçmişi videoda kullanılan resim için belirgin kanıtlar sağladı .

Bu sıradan bir JPEG resmi olmasına rağmen , söylentilere göre resme yeterince uzun süre bakarsanız resim eğrilip bükülmeye başlıyordu . Bakmaya devam ederseniz , kameraya doğru koşan bir yaratık görebilirdiniz . Hiç kimse resme yaratığı tamamen görebilecek kadar uzun süre bakmadı , ama yaratığın videoda görünen yaratıkla aynı olduğuna dair yeterince kanıt var . Resim bulunabilir . Risk size ait .

Ek olarak , katili bulmak için aramalarıma devam ettim . İnternette bir kişiye yönelik bir çok hikaye buldum "Jeff the Killer "  . Hikayeler gençlik yıllarında psikopat eğilimlerini geliştirip , sonunda da ailesini öldüren bir seri katili anlatıyor .

Hikayenin en can alıcı noktası da Jeff'in bütün kurbanlarını Denbigh'in akıl hastası katili ile aynı şekilde öldürmesiydi , hatta ikisi de kurbanlarını öldürmeden önce onlara " UYKU VAKTİ " mesajını vermişlerdi . En korkunç şeyse , Jeff the Killer için kullanılan resim Denbigh'in akıl hastası katili için kullanılan resmin aynısıydı . Bu yüzden dedektiflerin ikisinin aslında aynı kişiler olduğunu düşünmesine yol açtı . Daha fazla bilgi için internete " Jeff the Killer " yazın ve okuyun.

Bütün bunların arasında en korkunç şey benim kendi kişisel deneyimimde saklı . Bu raporu yazdıktan sonra , evimde garip sesler duymaya başladım . Umursamayarak Jeff hakkındaki araştırmalarıma devam ettim . Gürültülerin sesleri yavaşça artmaya başladı . Bir kuşun yaralanmış olabileceğini düşünüp dışarı baktım . Kapıya doğru giderken pencerede bir hareketlilik sezdim . Hemen polisi aradım , ama hattın meşgul olduğunu söyleyen o sesi duydum . Endişeli bir şekilde telefonu yerine koydum ve direk kapıya baktım . Jeff soğuk,ölü gözleri ve biçimsiz yüzüyle doğrudan bana bakıyordu . Gülümseyişi hayatım boyunca gördüğüm en ürkütücü şeydi . Hemen silahımı çektim ve ateş etmeye başladım . Jeff gecenin içinde kayboldu .

Tehlikede olduğumu biliyorum , bu yüzden kendimi korumak için evimin etrafına bir gözetleme yeri kurdum . Gözümün önünde hala silahtan çıkan ateşin parlak izleri var, evdeki gürültüleri ve sadece psikopat bir katilden gelebilecek tüyler ürpertici kahkahayı duyabiliyorum . Onu yakalamamız ne kadar sürer bilmiyorum , ama bu hataları yapmaya devam ederse elimize güvenilir bir kimlik geçebilir . Onu yakalamanın eşiğinde olduğumuzu hissediyorum . Kahkahayı ve artan gürültüleri hala duyuyorum , ve ayrıca uzakta garip yuvarlak bir ışık görüyorum . Yanımda polis telsizim var ancak şu an çalışmıyor . Işık yaklaşmaya başlıyor , ve silahım hazır durumda . Bu o . Yüzünü görebiliyorum . Zaman tamntoujiujujujjujujujujujujujujujujujujjujjuujujjujujujujjujujujujujujujujujjujujjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjj....

Herkese merhaba ! Benim adım Jeff . Bu hikayenin paylaşılmasını sevmiyorum , ah ama olsun . Ne de olsa hiçbiriniz beni yakalayamazsınız . Dedektif şu an ölü . Keşif bitti . Ve bu  çok eğlenceli , çünkü siz bu yazıyı görüntülerken hepinizin IP adresini buldum ve nerde olduğunuzu biliyorum . Örneğin : İçinizden biri Drexel bulvarında çalışıyor , biriniz  Burbank'da yaşıyor , biriniz doğudaki caddede oturuyor , biriniz üniversiteye gidiyor ve oda arkadaşının adı Becky , biriniz İowa'ya gidiyor , biriniz piyano kursuna gidiyor... Liste uzar gider .

Nerde çalıştığını biliyorum . Arkadaşlarını biliyorum . Aileni . Sevdiklerini . Her şeyi biliyorum .Yakında hepsi senden alınacak . Benden gelen bu mesajı okurken garip sesler duymaya başlayacaksın ve korku bütün benliğini yıkayacak . Mantıksız sebepler yüzünden huzursuz ve ümitsiz olacaksın . Gürültü bulunduğun binadaki sıradan bir gürültü değil . Başka bir şey . Daha uğursuz bir şey . Kanını isteyen bir şey . Eğer seni elde edemezsem , sevdiklerini alacağım . Sen , sandalyende titreyen ve Jessica isimli kız arkadaşı ile yaşayan... O benim olacak.

Güvende değilsin. Heh . AHAHAHAHAH!!!!

Bence şu an senin uyuma vaktin.  :)  Yakında orda olacağım.

Sevgilerimle

Jeffrey the Killer.

Dipnot : Hey Kettle Moraine'de okuyan ilk okullu çocuk... Tatlısın . Zamanımı seninle geçireceğim  .


Ç.N : 
Denbigh: Amerika'da bir kasaba.



17 Temmuz 2014 Perşembe

" 4:03 "

Saat sabah 4:03 'tü ve rüyamdan çığlık atarak uyanmıştım. Rüyamda sevdiğim herkesin bir yaratık tarafından öldürülüşünü izlemiştim. Kısa, şişman bir bedeni ve pençelerle biten ince, uzun kolları vardı. Gözleri karanlıkta kıp kırmızı parlayan yarıklar şeklindeydi ve boynuzlar kadar uzun, kasap bıçağı kadar keskin dişleri vardı. Onları öldürmeden önce bana baktı ve sevdiğim insanları keskin pençeleri ile keserken her seferinde kahkaha attı. Bizi nasıl bulmuştu? Eve girmek için babamın sesini taklit edip beni kandırdı ; Annemin kalbini sökerken  izin vermediğim sürece içeri giremeyeceğini söyledi. Rüya, şeytani yaratık sırıtıp pençelerini yerde sürükleyerek bana doğru yürürken bitti. Çığlık atıp doğruldum. Odamdaydım,yatağımda,güvende. Saat 4:03 . Kapının tıklandığını duydum ve donakaldım.

Annemin "Tommy, çığlık attığını duydum, iyi misin?"  dediğini duydum ve rahatladım. Annem burdaydı.

"İyiyim anne, sadece kötü bir rüya gördüm." diye cevap verdim. Her yerimi rahatlama duygusu sarmıştı. 

"Tamam balım, sana bir bardak su getirdim,ister misin?" diye cevapladı.

"Tabi, içeri gel." dedim. O üç kelime ağzımdan çıktığı anda , Eylül ayında olduğumuzu ve 3 hafta önce evden çıkıp üniversite yatakhanesine döndüğümü hatırladım.




13 Temmuz 2014 Pazar

" Jeff The Killer "

Yerel bir gazeteden alıntı:

BİLİNMEYEN KATİL HALA SERBEST.

Açıklanamayan cinayetlerden haftalar sonra , bilinmeyen katil hala iş başında . Bir kaç küçük ipucu bulunduktan sonra , katilin saldırısından kurtulduğunu söyleyen küçük bir çocuk cesur bir şekilde hikayesini anlatıyor.

"Çok kötü bir rüya gördüm ve gecenin ortasında uyandım ." dedi çocuk " Yatağa gitmeden önce kapadığıma emin olmama rağmen pencere açıktı . Ayağa kalktım ve bir kez daha kapadım  . Ondan sonra örtünün altına girdim ve tekrar uyumaya çalıştım . Garip bir hisse kapıldım , sanki biri beni izliyordu . Gözlerimi açtım ve neredeyse yataktan düşüyordum . Orda, perdeden sızan ışığın aydınlattığı yerde bir çift göz vardı . Bu gözler sıradan gözler değildi ; Karanlık ve uğursuzdular . Etrafları siyahla kaplanmıştı ve...  çirkinliği beni dehşete düşürmüştü . Sonra ağzını gördüm . Geniş,korkunç gülümsemesi vücudumdaki tüm tüyleri diken diken etti . Orda durup , beni izliyordu . Sonsuzluk gibi gelen bir süreden sonra , konuştu . Basit bir cümleydi , ama bunu sadece bir delinin söyleyebileceği tonda söyledi .

 Bana ' Uyku vakti ' dedi . Çığlık attım , bu da bana saldırmasına neden oldu . Bir tane bıçak çıkarıp kalbime doğru tuttu . Yatağıma atladı . Ona karşı koydum ; tekmeledim , yumrukladım , kaçmaya çalıştım . Tam o anda babam içeri girdi . Adam bıçağı fırlattı , bıçak babamın omzuna geldi . Eğer komşumuz polisi aramamış olsaydı babamı öldürebilirdi . Park alanına park ettiler ve kapıya doğru koştular . Adam arkasını döndü ve koridora doğru koştu . Cam kırılmasına benzer bir ses duydum . Odamdan çıktığımda evin arka tarafına bakan camın kırıldığını gördüm . Onu görmek için etrafa bakındım . Size sadece bir şey söyleyebilirim , o yüzün asla unutmayacağım . O soğuk , şeytani gözleri ve o psikopat sırıtmayı . Bunları asla unutamayacağım. "

Polis hala o adamı  arıyor . Hikayedeki tanımlara uyan birini görürseniz , lütfen hemen bir polis merkezine haber verin. 


Jeff ve ailesi yeni bir eve taşınmışlardı . Babası terfi etmişti ve 'modaya uygun' bir yerde yaşamanın en iyisi olabileceğini düşünmüştü . Jeff ve erkek kardeşinin bir şikayeti yoktu tabi . Yeni ,daha iyi bir ev . Sevilmeyecek ne vardı ?
Onlar kutuları açarken komşulardan biri yanlarına geldi ve "Merhaba." dedi "Ben Barbara ; sokağın karşı tarafında oturuyorum .  Kendimi ve oğlumu size tanıtmak istedim . " Arkasını döndü ve oğlunu çağırdı " Billy , bunlar bizim yeni komşularımız . " Billy de 'merhaba' dedi ve oynadığı yere geri döndü .

"Pekala," dedi Jeff'in annesi " Ben Margaret ve bu da benim kocam Peter , bunlar da benim oğullarım , Jeff ve Liu ." Hepsi kendini teker teker tanıttılar , ardından Barbara onları oğlunun doğum günü partisine davet etti .  Anneleri gelmekten mutluluk duyacaklarını söylediği sırada Jeff ve kardeşi itiraz etmek üzereydiler  . Jeff ve ailesi kutuları açmayı bitirdikten sonra , Jeff annesinin yanına gitti.

"Anne , neden bizi bir çocuğun partisine götürmek istedin ki ? Belki fark etmemişsindir diye söylüyorum , ben bir çocuk değilim. "

Annesi "Jeff." dedi " Buraya yeni taşındık . Zamanımızı onlarla harcamak istediğimizi komşularımıza göstermeliyiz . O partiye gidiyoruz , nokta ." Jeff konuşmaya başlayacaktı ama kendini tuttu , hiçbir şey yapamayacağını biliyordu . Ne zaman annesi bir şey söylese , karşı konulması anlamsız olurdu . Jeff odasına çıktı ve kendini yatağına attı . Tavana bakarken garip bir şey hissetti . O kadar da büyütülecek bir şey değildi , ama...garip bir histi . Sıradan bir şey olduğunu düşünüp umursamadı . Annesinin eşyalarını alması için onu çağırdığını duydu , onları almak için aşağı indi .

Ertesi gün , Jeff kahvaltı edip okula gitmek için aşağı indi . Yemek masasına oturmuş yemeğini yerken yine o garip duyguyu hissetti , bunu daha önce de hissetmişti . Bu kez daha güçlüydü . Ona hafif bir acı veriyordu , ama yine umursamadı . Liu da kahvaltı etmeyi bitirdikten sonra birlikte otobüs durağına yürüdüler. Durakta oturup otobüsü beklemeye başladılar. Sonra aniden kaykayları üzerindeki bir kaç çocuk neredeyse onların bacaklarına değecek mesafede önlerine atladılar. Jeff ve kardeşi şaşırmış bir şekilde yerlerinden zıpladılar. "Hey bu da neydi? "

Çocuk onlara döndü . Kaykayına ayağıyla basıp yukarı kalkmasını sağladı ve eliyle tuttu . Çocuk 12'lerinde görünüyordu ; Jeff'den bir yaş küçük . Aeropostale marka bir tişört ve yırtık modelli bir pantolon giyiyordu.

" İyi , iyi , çok iyi . Görünüşe bakılırsa yeni etlerimiz var . " Bir anda 2 tane çocuk daha belirdi . Biri acayip derecede zayıftı , diğeri de iri . "Pekala , hazır siz burda yeniyken , size kendimizi tanıtmaktan mutluluk duyarım . Şurdaki Keith " Jeff ve Liu sıska olana baktı . Bir tekme atmayı isteyeceğiniz salakça bir ifadesi vardı . "Ve bu da Troy ." Bu kez iri olana baktılar . Doğduğundan beri egzersiz yapmamış gibi bir hali vardı .

"Ve ben , "  dedi " Ben Randy . Şimdi , burda bütün çocukların otobüs bileti için ödemesi gereken küçük bir fiyat var , tabi eğer bana itaat ederseniz. " Liu çocuğun gözüne yumruk atmaya hazır bir şekilde ayağa kalktı . Çocuğun arkadaşlarından biri bıçak çekti " Hey, hey, hey . İşbirliği yapacağını umuyordum , ama anlaşılan zor yoldan gitmemiz gerekecek. " Çocuk Liu'nun yanına yürüdü ve cebinden cüzdanını aldı . Jeff tekrar o duyguyu hissetti . Şimdi ,tamamen hissedilirdi ; yakıcı bir histi . Ayağa kalktı , ama Liu ona oturmasını söyleyen bir işaret yaptı . Jeff onu dinlemedi ve çocuğun yanına gitti .

" Dinle beni seni küçük pislik . Ya kardeşimin cüzdanını geri verirsin ya da... " Randy cüzdanı kendi cebine koydu ve bıçağını çekti .

" Ah ? Ya ne yaparsın ? " Cümlesini bitirdiği anda Jeff çocuğun burnuna bir yumruk patlattı . Randy elini yüzüne götürdüğünde Jeff bileğini tuttu ve kırdı . Çocuk çığlık atarken Jeff bıçağını tuttu . Troy ve Keith Jeff'e doğru koştular , ama Jeff çok hızlıydı . Randy'yi yere fırlattı . Keith ona saldırdı , ama Jeff saldırıdan kaçarak onu kolundan bıçakladı . Keith bıçağını düşürüp bağırarak yere serildi . Troy da Jeff'e saldırmak üzere hamle yaptı , ama Jeff'in bıçağa bile ihtiyacı yoktu . Sadece Troy'un karnına bir yumruk geçirdi ve Troy'un işi bitti . Çocuk yere düşerken etrafa kustu . Liu Jeff'e şaşkınlık içinde bakmaktan başka bir şey yapamadı .

"Sen nasıl...?"  Liu'nun tek söyleyebildiğiydi . Otobüsün geldiğini gördüler ve herkesin suçu onlara atacağını biliyorlardı . Bu yüzden koşabildikleri kadar hızlı bir şekilde koşmaya başladılar . Koşarken arkalarına baktıklarında , otobüs şoförünün Randy ve diğerlerinin yanına gittiğini gördüler . Jeff ve Liu okula vardıklarında , olanları söylemeye cesaret edemediler . Yaptıkları tek şey oturup dinlemekti . Liu bunu abisinin bir kaç çocuğu dövmesi olarak düşündü , ama Jeff olayın bundan daha fazlası olduğunu biliyordu . Bu daha korkunç bir şeydi . Birine zarar verme isteğinin ne kadar güçlü olduğunu hissetti . Bunun kulağa kötü geleceğini düşündü , fakat buna rağmen mutlu hissetmek konusunda yapabileceği hiçbir şey yoktu. Bütün okul zamanı boyunca o garip duyguyu hissetmedi . Durağın yanına olan şeyler yüzünden eve yürüyerek gitti ,  artık okula giderken otobüse binmeyecekti . Mutlu hissetti . Eve geldiğinde annesi ve babası gününün nasıl geçtiğini sordular ve o da huzursuz bir ses tonu ile " Harika bir gündü . " dedi . Sonraki sabah birilerinin ön kapıyı çaldığını duydu. Aşağı indi ve iki polisi kapıda dururken gördü , annesi sinirli bir şekilde ona bakıyordu.

" Jeff , bu polisler bana 3 çocuğa saldırdığını söylüyorlar . Ve sıradan bir kavga değilmiş , onlar bıçaklanmışlar. Bıçaklanmışlar oğlum ! " Bunun doğru olduğunu gösterircesine Jeff başını yere eğdi.

"Anne, bana ve Liu'ya bıçak çeken onlardı ."

"Evlat," dedi polislerden biri "Biz üç tane çocuk bulduk , iki tanesi bıçaklanmış , birisi de karnına darbe almış ve bunları senin yaptığını kanıtlayacak bir görgü tanığına sahibiz. Şimdi , bu bize neyi açıklıyor?" Jeff bunun işe yaramayacağını biliyordu . Onların Liu'ya ve kendisine saldırdıklarını söyleyebilirdi ama ilk olarak onların saldırdıklarına dair bir kanıtı yoktu . Kaçmadıklarını söyleyemezlerdi , çünkü doğrusuna bakılırsa kaçmışlardı. Bu yüzden Jeff kendini veya Liu'yu savunamadı .

"Evlat, kardeşini aşağı çağır. " Jeff bunu yapamadı , çünkü çocukları döven kendisiydi .

"Bayım, o... o bendim . Çocukları döven kişi bendim . Liu beni durdurmaya çalıştı ama yapamadı ." Polisler birbirlerine baktılar ve aynı anda kafalarını salladılar.


"Pekala çocuk , görünüşe bakılırsa bir yıl..." 

" Durun ! " dedi Liu . Herkes ona döndü ve elindeki bıçağa baktılar . Polisler silahlarını çektiler ve Liu'yu hedef aldılar .

"O bendim , o küçük pislikleri döven bendim. Kanıtlara sahibim . " Kollarını sıvadı , kollarında onu kavga edip yaralanmış biri gibi gösteren kesikler vardı . 

"Evlat, sadece bıçağı elinden bırak ." dedi polis . Liu bıçağı yere düşürdü . Ve ellerini havaya kaldırıp polislerin yanına yürüdü .

"Hayır Liu , bendim ! Bunu ben yaptım!" Jeff'in yanaklarından yaşlar akıyordu . 

"Ah,benim zavallı kardeşim. Beni korumak için suçu üstüne almaya çalışman çok cesurca . Pekala, götürün beni . " Polis Liu'yu araca doğru götürdü.

"Liu,onlara benim olduğumu söyle !! Söyle onlara ! Çocukları döven bendim !" Annesi ellerini Jeff'in omzuna koydu. 

"Jeff lütfen, yalan söylemene gerek yok . Bunu Liu'nun yaptığını biliyoruz , artık durabilirsin ." Jeff Liu'nun da içinde bulunduğu polis aracı hızlanırken arkalarından baktı . Bir kaç dakika sonra arabayla gelen Jeff'in babası onun yüz ifadesinden bir şeyler olduğunu anladı .

"Oğlum,sorun nedir?" Jeff cevap veremedi . Ses telleri ağlamaktan hırpalanmıştı . Bunun yerine Jeff'in annesi olayları anlatmak için babasıyla birlikte eve girdi , Jeff hala ağlıyordu . Birkaç saat sonra eve girdi , anne ve babasının üzgün,hayal kırıklığına uğramış yüzlerini gördü. Onlara bakamadı . Bunu Liu'nun yapmış olduğuna inanmalarına katlanamadı . Olanları aklından uzaklaştırmaya çalışarak uyudu . 2 gün geçti , Liu'dan söz edilmedi. Arkadaş yoktu . Sadece üzüntü ve suçluluk vardı. Bu cumartesi sabahı Jeff annesi tarafından mutlu bir şekilde uyandırılıncaya kadar böyle geçti.

Annesi perdeleri açıp odaya gün ışığı girmesini sağladı "Gün bu gün."

Uyanmaya çalışan Jeff "Ne? Bu gün ne var? " dedi.

"Bu gün Billy'nin partisi var." Jeff artık tamamen uyanıktı.

"Anne,şaka yapıyorsun değil mi? Olanlardan sonra bir partiye gitmemi beklemiyorsun değil mi? Liu...-" Uzun bir duraklama oldu.

"Jeff, ne olduğunu ikimiz de biliyoruz. Bu partinin geçmişi aydınlatacak bir şey olabileceğini düşünüyorum.Şimdi giyin." Jeff'in annesi odadan çıktı ve hazırlanmak için alt kata indi . Jeff yataktan kalkmak için büyük bir çaba gösterdi . Rastgele bir üst ve pantolon giyip aşağı indi . Annesi ve babası giyinmişlerdi ; annesi bir elbise,babası da takım elbise giymişti . Neden bir çocuğun partisi için böyle süslü kıyafetler giyiyorlar ki? diye düşündü Jeff.

"Giyeceklerin bunlar mı?" dedi Jeff'in annesi.

"Çok süslü giyinmekten iyidir." dedi. Annesi ona bağırma isteğini bir gülümseme ile sakladı.

"Pekala Jeff, biz aşırı derecede süslü giyinmiş olabiliriz.Ama bu iyi bir izlenim bırakmak için gerekli." dedi babası. Jeff söylenerek odasına çıktı .

 Jeff  "Benim hiç süslü kıyafetim yok!" diye bağırdı.

"Sadece bul bir şeyler." dedi annesi. Süslü diyebileceği bir şeyler bulmak için dolabına baktı.Bir çift siyah üst buldu , ancak altına ne giyeceğini bilemediği için bıraktı. Biraz daha bakındı, sadece normal tişörtler vardı. Sonunda beyaz,kapüşonlu bir üst buldu ve onu giydi.

Annesi ve babası aynı anda "Bunu mu giyeceksin?" dedi. Annesi saatine baktı "Ah,değiştirmek için zaman yok. Hadi gidelim." dedi ve Jeff 'le babasını kapıya doğru itti . Sokağın karşısına geçtiler ve Barbara ile Billy'nin evinin önüne geldiler. Kapıyı çaldılar, açan kişi Barbaraydı . O da anne ve babası gibi aşırı süslü giyinmişti . İçeri girdiklerinde Jeff 'in tek görebildiği yetişkinlerdi , çocuk yoktu .

"Çocuklar bahçede Jeff . Gidip tanışmaya ne dersin?" dedi Barbara.

Jeff çocuklarla dolu bahçeye girdi. Hepsi garip kovboy kostümleri ile ortalıkta koşturuyorlardı ve birbirlerini oyuncak silahlarla vuruyorlardı. Bir anda çocuklardan biri yanına geldi ve ona bir tane plastik silah ve bir şapka verdi.

"Hey,oynamak iştey mişin?" dedi.

"Ah,hayır çocuk. Bu tür şeyler için fazla büyüğüm ." Çocuk garip köpek suratı ifadesi ile ona baktı.

"Yütfeeen?" dedi çocuk. Jeff  "İyi." dedi. Şapkayı taktı ve silahla ateş ediyormuş gibi yaptı . İlk başta bunun çok saçma olduğunu düşündü, ama sonra eğlenmeye başladı. Çok havalı bir şey olmayabilirdi ama bu düşüncelerini Liu'dan uzaklaştıran tek şeydi. Bu yüzden bir süre çocuklarla oynadı , sonra bir ses duydu. Bir şeylerin yuvarlanmasına benzeyen garip bir ses. Sonra aniden ne olduğunu anladı.
Randy, Troy ve Keith kaykayları ile beraber çitlerden atladılar . Jeff oyuncak silahı attı ve şapkasını çıkardı. Randy yüzünden açık açık okunan bir nefretle Jeff'e baktı .

"Selam, Jeff 'di , değil mi?" dedi. "Bitmemiş bir işimiz var."  Jeff yaralanmış burnunu gördü ve  "Bence herkes karşılığını aldı . Ben senin pestilini çıkardım, sen de kardeşimin hapse gönderilmesine neden oldun . " dedi.

Randy'nin gözlerine bir öfke yerleşti "Ah hayır , ben karşılıklı iş yapmam , ben kazançlı işi yaparım.O gün bizi tekmelemiş olabilirsin,ama bu gün olmayacak." Bunu dedikten sonra Randy hızla Jeff'e doğru gelmeye başladı.İkisi de yere düştüler. Randy Jeff'in burnuna bir yumruk attı , Jeff onu kulaklarından tuttu ve kafa attı. Ardından onu üstünden itti ve ikisi de ayağa kalktılar . Çocuklar çığlık atıyordu ve aileleri evden dışarı çıkıyordu . Troy ve Keith ceplerinden silahlarını çıkardılar .

"Kimse karışmasın yoksa canınız tehlikeye girer." dediler. Randy bıçağını çekti ve Jeff'i omzundan bıçakladı.

Jeff bağırarak dizleri üzerine düştü. Randy yüzünü tekmelemeye başladı . 3 tane tekmeden sonra Jeff ayağını tuttu ve büktü , bu da Randy'nin yere düşmesine neden oldu . Jeff ayağa kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Troy onu durdurdu.

"Yardıma mı ihtiyacın var?" dedi ve Jeff'i boynundan tutup bahçe kapısına doğru fırlattı.Jeff ayağa kalkmaya çalışırken atılan bir tekmeyle yere düştü . Randy Jeff'in ağzından kan gelinceye kadar onu tekmeledi.

"Hadi ama Jeff,savaş benimle!" Jeff'i tuttu ve onu mutfağa doğru itti . Randy tezgahta bir kaç şişe votka gördü ve cam şişelerden birini Jeff'in kafasında kırdı.

"Dövüş benimle!" diyerek Jeff'i oturma odasına götürdü .

"Hadi Jeff,bana bak!!" Yüzünden akan kanlarla Jeff ona baktı. "Senin kardeşini hapse gönderen bendim! Ve şimdi sen oturup da onun bütün bir yıl orda çürümesine izin mi vereceksin?! Kendinden utanmalısın!" Jeff ayağa kalktı.

"Nihayet! Kalk ve dövüş!" Jeff ayaktaydı , yüzünde kan ve votka vardı . Tekrar o garip duyguyu hissetti , uzun süredir hissetmediği o duygu. Jeff'e doğru atılan Randy "Sonunda ayakta!" dedi.O anda bir şey oldu,Jeff'in içinde bir şeyler koptu . Aklı yerle bir oldu , mantıklı düşünme yeteneği uçup gitti , yapabileceği tek şey öldürmekti . Randy'yi tuttu ve onu yere doğru fırlattı . Ardından üstüne çıktı ve kalbine bir yumruk attı . Randy nefes almaya çalışırken kalbi atılan yumruk yüzünden bir süreliğine durdu . Jeff ona defalarca kez yumruk attı , Randy'nin vücudundan kanlar fışkırıyordu . Sonunda son nefesini verdi .

Şimdi herkes Jeff' bakıyordu . Ailesi, ağlayan çocuklar , hatta Troy ve Keith bile . Ancak ikisi şok durumundan hemen kurtulup silahlarını Jeff'e doğrulttular. Jeff silahları gördüğü anda merdivenlere koştu . O koşarken Troy ve Keith ateş ettiler,bütün kurşunlar onu ıskalıyordu . Jeff üst kata çıktı ve Troy'la Keith'in ayak seslerini duydu . Onlar son kurşunlarını ateşlerken Jeff kendini banyoya attı . Banyodaki havluyu aldı . Troy ve Keith ellerindeki bıçaklarla içeri girdiler.

Troy bıçağını Jeff 'e doğru savurdu , Jeff geriye çekilip havluyu Troy'un yüzüne doğru çok sert bir şekilde savurdu . Troy yere düştü . Şimdi sadece Keith kalmıştı . Ancak o Troy'dan daha çevikti . Jeff havluyu ikinci kez savurduğunda eğilip saldırıdan kurtuldu . Bıçağı bıraktı ve Jeff'i boynundan tuttu . Onu duvara bastırdı . Raflardan birinde olan çamaşır suyu şişesi üzerlerine düştü ve onları yaktı . İkisi de çığlık attı . Jeff hemen gözlerini sildi . Havluyu mümkün olduğunca hızlı bir şekilde Keith'in kafasına savurdu . Keith yerde kanlar içinde yatarken , rahatsız edici bir şekilde gülümsedi .

"Komik olan da nedir?" dedi Jeff. Keith bir çakmak çıkardı ve ateşledi. "Komik olan şey..." dedi "Sen çamaşır suyu ve alkolle kaplanmış durumdasın." Keith çakmağı ona doğru atınca Jeff'in gözleri şaşkınlıkla açıldı. Ateş ona değdiği anda, alevler votkadaki alkolü ateşledi . Alkol onu yakarken , çamaşır suyu cildini beyazlattı . Ateş her yerini sararken Jeff korkunç,tiz bir sesle bağırdı . Yuvarlanarak ateşi söndürmeye çalıştı ama başarısız oldu . Alkol onu cehenneme göndermiş gibiydi . Koridorda koştu , ve merdivenlere düştü . Jeff'i gördükleri anda herkes bağırmaya başladı . Ateşler içindeydi , yerde yatıyordu ve neredeyse ölmüştü . Jeff 'in en son gördüğü şey annesi ve diğerlerinin ateşi söndürmeye çalışmasıydı.O anda bayıldı.

Jeff uyandığında yüzü bandajlarla sarılmıştı . Hiçbir şey göremiyordu , omzundaki bandajları hissedebiliyordu, bir de vücudundaki yaraları . Doğrulmaya çalıştı ama kolunda kablo gibi bir şey bağlıydı , kalkmaya çalışırken yerinden çıktı . Ve bir hemşire hızla odaya girdi.

Jeff'i yatağa geri iterken  "Yataktan çıkman için çok erken." dedi ve kabloyu tekrar taktı . Jeff sadece orda oturdu ; görmeden , nerede olduğunu bilmeden . Sonunda annesinin sesini duydu .

"Balım,iyi misin?" diye sordu annesi . Jeff cevaplayamadı . Yüzü sarılmıştı ve konuşamıyordu. "Ah balım , sana iyi haberlerim var . Bütün görgü tanıkları olayı anlattıktan sonra Randy sana saldırdığını itiraf etti , Liu'yu serbest bırakmaya karar verdiler." Bu haber neredeyse Jeff'in yataktan fırlamasına neden olacaktı . Ama kolundaki kabloyu hatırlayıp kendine engel oldu .  "Yarın çıkacak ve tekrar birlikte olacaksınız."

Annesi oğlunu kucakladı ve veda etti. Sonraki iki hafta Jeff ailesi tarafından her gün ziyaret edildi . Ardından bandajların çıkarılacağı gün geldi. Ailesi yüzünün nasıl göründüğünü görmek için oradaydı. Doktorlar bandajları açarken herkes sandalyesinin ucuna oturmuştu. Son bandaj da çıkıncaya kadar beklediler.

"En iyisini umalım." dedi doktor . Yüzündeki bezi çekti ve yüzü ortaya çıktı.

Annesi Jeff'in yüzü karşısında çığlık attı . Liu ve babası dehşete kapılmış bir şekilde bakıyorlardı .

"Ne? Yüzüme ne oldu? " dedi Jeff . Yataktan fırladı ve aynaya koştu . Aynaya baktı ve ailesinin verdiği tepkilerin sebebini gördü. Bu...bu korkunçtu . Dudakları yanıp kıp kırmızı bir hal almıştı. Yüzü saf bir beyaz renkteydi , ve normalde kahverengi olan saçı siyaha dönmüştü . Elini yavaşça yüzüne koydu . Yumuşacıktı. . Aynadan ailesine baktı .

"Jeff," dedi Liu "O kadar da kötü değil..."

Jeff "O kadar da kötü değil mi?" dedi. "Bu mükemmel !!"  Bütün ailesi şaşkınlık içindeydi . Jeff kontrolsüz bir şekilde gülmeye başladı. Anne ve babası sol gözünün ve elinin seğirdiğini fark etti .

"Ah...Jeff, iyi misin?"

"İyi mi? Daha önce hiç bu kadar mutlu hissetmemiştim! Ha ha ha ha ha haaaaa , bana bakın . Bu yüz bana çok uyuyor !" Gülmesini durduramadı. Aynaya bakarak yüzünü okşadı. Buna ne neden olmuştu?

Pekala , Randy ile dövüşürken içinde bir şeylerin koptuğunu hatırlıyorsunuzdur , akıl sağlığı gitmişti. Şimdi o çılgın bir öldürme makinesiydi, bu ailesinin bilmediği bir şeydi .

"Doktor," dedi Jeff'in annesi "Oğlum...iyi mi? Yani aklı?"

"Ah,tabiki. Bu tür davranışlar çok fazla ağrı kesici alan hastalarda görülen tipik bir davranıştır. Eğer davranışları bir kaç haftada değişmezse onu tekrar buraya getirin , ona psikolojik testler yapacağız."

"Teşekkür ederim doktor." Jeff'in annesi oğlunun yanına gitti "Jeff,tatlım. Gitme zamanı."

Jeff başını annesine çevirdi, yüzünde hala o çılgın gülümseme vardı "Tamam annecik , ha ha haaaaa !" Annesi onu omuzlarından tuttu ve kıyafetlerini alması için yolladı.

Masadaki kadın "Bu buraya geldi." dedi. Jeff'in annesi oğlunun partide giydiği beyaz kapüşonlu üstü ve siyah pantolonu gördü. Temizlerdi ve üzerlerinde kan yoktu. Annesi onu odaya soktu ve kıyafetlerini giymesini söyledi. Sonra hastaneyi terk ettiler , o günün yaşayacakları son gün olduğunu bilmiyorlardı.

Akşam saatlerinde,Jeff'in annesi banyodan gelen bir ses yüzünden uyandı. Sanki biri ağlıyor gibiydi. Ne olduğunu anlamak için yavaşça baktı. Banyoya baktığında korkunç bir sahne gördü. Jeff eline bir bıçak almış yanaklarına gülücük şekli verecek şekilde kendini kesmişti.

"Jeff,sen ne yapıyorsun..?" dedi annesi.

Jeff annesine baktı "Gülümsemeye devam edemedim anne. Bir süre sonra ağrımaya başladı. Ama şimdi,sonsuza dek gülümseyebilirim." Annesi gözlerini fark etti, siyah halka gibiydiler.

"Jeff,gözlerin!!" Gözleri hiç kapanmıyor gibiydi.

"Yoruldum ve gözlerim kapanmaya başladı.Yüzümü göremedim. Ben de göz kapaklarımı yaktım, artık yüzümü sonsuza dek görebileceğim ; yeni yüzümü." Oğlunun çıldırmaya başladığını gören annesi yavaşça geriledi. "Sorun nedir anne? Güzel değil miyim?"

"Evet oğlum," dedi annesi "Evet güzelsin. Şimdi babanı getirmeme izin ver de yüzünü görsün." Odaya koştu ve Jeff'in babasını sarsarak uyandırdı. "Balım,silahını al.Biz..." Jeff'i kapıda görünce sustu,elince bir bıçak vardı.

"Anne,yalan söyledin." Bu , Jeff elinde bıçakla onlara koşarken duydukları son şeydi. Ardından Jeff ikisinin de içini çıkardı.

Erkek kardeşi Liu duyduğu sesler yüzünden uyandı. Ama başka ses gelmedi ,bu yüzden gözlerini kapadı ve tekrar uyumaya çalıştı. Tam uyuyacakken, birinin onu izlediğine dair bir hisse kapıldı. Jeff'in eli ağzını kaparken gözlerini açtı. Jeff bıçağı kardeşine saplamak üzere havaya kaldırdı. Liu Jeff'den kaçmaya çalıştı.

"Şşşş..." dedi Jeff  "Sadece uyu."


12 Temmuz 2014 Cumartesi

"The Boy Who Loved To Read"

Bir zamanlar okumayı seven bir çocuk vardı . Bu çocuk eline geçen her şeyi okurdu ve çok sevdiği bir kitap dükkanı vardı. Bir gün , çocuk kitapçıdaki kitaplardan ona önerilen kitapların tümünü okuduğunu fark etti . Dükkan sahibinin yanına gitti ve ona okumadığı herhangi bir kitaba sahip olup olmadığını sordu . Satıcı olduğunu söyledi ve ismi " Ölüm " olan bir kitabı çıkardı . Kitabı çocuğa indirimli fiyatı ile mutlu bir şekilde sattı , fiyatı 50 Dolardı

Ancak,çocuğu ilk sayfayı okumaması konusunda uyardı . Çocuk evine döndü ve kitabı okudu , çok beğenmişti . Ama ilk sayfada ne olabileceğini hep merak etti , hep aklının bir köşesinde duruyordu bu merak . Bir gün bu merak duygusu çok fazla geldi , ilk sayfayı açtı ve kitabı dehşet içinde elinden düşürdü.

İlk sayfada kalın harflerle , kitabın fiyatının 7.99 Dolar olduğu yazıyordu ...


Ç.N: Selam gençler :3 Jeff the Killer ile Jeff is Back' i çevirmeyi bitirdim. İyice bir kontrol ettikten sonra Jeff the Killer' ı yayınlayacağım. Ardından araya kısa bir hikaye sıkıştırdıktan sonra Jeff is Back'i yayınlayacağım! Bu arada çevirilerimi okuyan herkese teşekkür ediyorum :))

11 Temmuz 2014 Cuma

"SISTER"

Kız kardeşim geceleri hep çığlık atıyor . Korkunç ve kan dondurucu çığlıklar . Ve ben onu durduramıyorum.

Yatağımda yatıyorum , dünyadan uzak bir şekilde , sislerin arasında hayal görüyorum , ve onun çığlıkları içime nüfuz ediyor . Bana sesleniyor , birine sesleniyor .

Ona yardım edemem , yapabileceğim hiçbir şey onu durdurmaz.

Ona taze lavantalar götürüyorum . Bir gün , umuyorum ki kokusu onu durdurabilir .

Gözlerim kapalı ve bilincim kapanıyor .

Ama o çığlık atıyor.

Ben ne yapabilirim kardeşim ? Neden çığlık atıyorsun ? Seni korkutan ne ? Bana söylemeyeceksin , yardım edemem .

Bir gün , çığlıkların çok fazla olduğu bir zamanda yataktan kalkıyorum . Onun çığlıklarını durduracağım .

Onun yanına gidiyorum ve baş ucunda çömeliyorum .

Çığlık atmayı kes . ÇIĞLIK ATMAYI KES .

Ona bakıyorum,ama onu göremiyorum . Burası çok karanlık  ve aramızda mesafe var.

ÇIĞLIK ATMAYI KES .

Susuyor , ama sırf birinin yanında olduğunu bildiği için .

Sessiz , kimsenin onun orda olduğunu bilmesini istemiyor .

Annem odama geri dönmemi söylüyor . Gecenin bir vakti kız kardeşimin yanına gelmeyi bırakmam gerek .

Ama onu duymuyor musun anne ?

Ama duymuyor . Sadece ben duyabilirim .

Kız kardeşim uyuyormuş gibi yapıyor .

Ayağa kalkıyorum.

Kız kardeşimin mezarının başına çöktüğüm için dizlerim kirli .

Tabutunda dinleniyor . Ölü ama hala bağırıyor ...


Ç.N: Evet millet yakında 2 uzun hikaye geliyor , bu yüzden ilerleyen günlerde kısa hikayeler çevireceğim . İki uzun hikayeden birisi "Jeff the Killer " , diğeri de onun devamı niteliğinde "Jeff is back."  Bu iki hikayedeki Jeff karakterini çok seviyordum, bir de çeviri isteği gelince dayanamadım çevireyim dedim :D  Hikayeler uzun ama mümkün olan en kısa zamanda çevirmeye çalışacağım . Anlayışınız için teşekkürler ^_^ 

7 Temmuz 2014 Pazartesi

"Power Cut"

James gecenin geç bir saatinde eve vardı. Ön kapıyı açtı ve apartman dairesinin  karanlığına adım attı . "Hey tatlım , eve gelen ilk uçağa bindim! Yatak odasındayım , bu arada elektrikler kesildi. " James şaşırmıştı ama kız arkadaşının sesini duyduğu için mutluydu. Kız arkadaşı iş gezisi için bir süredir yoktu . "Tamam , birazdan yanına geliyorum." James karanlıkta tökezleyerek yatak odasına girdi . Dikkatlice yatağa doğru yürüdü ve oturdu. Kız arkadaşı kollarını arkadan ona sarınca  " Hey aşkım. "  dedi. Kız arkadaşının soğuk tenini hissetti "Tanrım Abigail , donuyorsun. "  Kız arkadaşı  tatlı bir ses tonu ile " Biliyorum klima saatlerdir kapalıydı . Gel canım , yatağın içine gir de ısınalım. "  dedi. James telefonunu yatağın yanındaki masaya koydu ve gözlüklerini çıkarıp Abigail'in yanına uzandı . Telefonu bir anda çalmaya başladı . Eline aldı ve kimin aradığına baktı ama numarayı tanıyamadı . Telefonu kulağına götürüp açtı. " Alo? "

" Hey balım benim , hala hava alanındayım. İlk uçağa binemedim ama sonrakine bineceğim . Muhtemelen sabah orda olurum....  Alo ? James ? "

James omzunda soğuk bir el hissetti.

[By Jonthulhu]

1 Temmuz 2014 Salı

"The Face That Watches"

Dışarıda,odamın camında görünen bir yüz var.Anne ve babam inanmayacaklar gerçi.O beni izliyor,izliyor ve izliyor...Küçük kardeşim bunu duymaktan nefret ediyor.Yüzü olmayan adamın hikayesi ile onu korkutmaya çalıştığımı düşünüyor.
Beni saatlerce,gece gündüz izleyen bir yüz var...

Ablam hepsinin yalan olduğunu düşünüyor;anne ve babama psikologları çağırmaları gerektiğini söylüyor.

Onlara bundan kaç kez bahsettiğim fark etmiyor,karanlıktaki adamdan.Kimse dinlemiyor.Annem dışarı çıkıp oynamamı söylediğinde korkuyorum,çünkü dışarı çıktığımda ona yakın olmak zorunda kalıyorum.O çok uzun,o çok ince.Sanki hiç yemiyormuş gibi!

Adam beni izlerken hareket etmiyor,sadece üşümüş hissettiriyor,kaçmamı engelliyor.Onun etrafta olmasını sevmiyorum ve çitlerden uzak durmam gerektiğini hissediyorum.Annem akşam yemeği için beni evin içine sürüklemek zorunda kalıyor çünkü ona bakmayı bırakamıyorum.Annem dışarıda geç saatlere kadar kaldığım için kızgın.Onu göremiyor mu? Uzun adam artık bahçemizin içinde.

Bu gün yemekten sonra annem odamda oturmamı söylüyor-Televizyon yok- çünkü o çağırdığında eve gelmedim.Onu bahçede dururken gördüğümde masamda oturup babam kontrol etmeye gelmeden önce ödevimi bitirmeye çalışıyordum. Yüzü olmayan,uzun adam penceremin yakınında duruyordu. Artık her zaman orada duruyor,hatta onu annemle babama parmağımla işaret ederek gösterirken bile.Ailemin neden onu göremediklerini bilmiyorum.

Rüyalarım artık sadece ondan ibaret,arkadaşlarım için sihir yaparken o da arka planda duruyor.Rüyalarımda da beni izliyor.Ona beni rahat bırakmasını söyledim,ama sadece rüyalarımda.

Annem bu gün eve doktor çağırdı,ona çok hasta olduğumu,kan öksürdüğümü,yemediğimi,uyuyamadığımı ve sürekli uzun bir adamdan bahsettiğimi söyledi.Sanırım artık bir önemi kalmadı. Doktor hastaneye gitmem gerektiğini,beynimle ilgi bir sorun olabileceğini ve bazı testlerin yapılması gerektiğini söyledi. Öksürmem kötüleşti,canım çok yanıyor,uzun adam hala izliyor.

Geceleri annem iyi olduğumdan emin olmak için yanımda duruyor,ne mırıldandığımı soruyor ve ben söyleyemiyorum.Sözleri bilmiyorum,mırıldandığımı bile bilmiyordum.Bana yaklaşıp alnımdan öpüyor.Uzun adam artık penceremin dışında değil.Bütün gün onu orada göremedim,ama o hala rüyalarımda.Onun uzun,çok uzun kolları bana uzanıyor.

Kulağıma gelen müzik sesi çok yüksek,annemin bana bir şeyler okuduğunu görebiliyorum-dudakları hareket ediyor- ama müzik çok sesli.Öksürüyorum ve tekrar öksürüyorum,bu sefer çok fazla kan geliyor.Annem yatağımın ucunda oturmuş bana bakıyor,durmasını bekliyor.Ama durmuyor.Durmasını çok isterdim,çünkü ona söylemem gereken bir şey var...

Uzun adam artık dışarıda değil,bahçemizde de değil,ağaçların arasında bile değil....
Öksürük çok fazla,uykulu hissediyorum...Bu hisse karşı savaşmaya çalışıyorum çünkü anneme söylemem gerek....

Uzun adam artık köşede....
Odamın içinde...

[By Mara]