Arkadaşlarımla
maceralara çıkmayı, daha sonra bunları birbirimize anlatmayı severdik.
Bir arkadaşım 2 gün önce bu hikayeyi anlatmıştı. "Arabayla uzun bir
yolculuğa çıkmıştım. Bir süredir tuhaf fısıltılar duyuyordum.
Yorgunluktan olduğunu düşünüyordum. Mola vermem gerekiyordu ancak mola
verecek hiçbir yer göremiyordum. Daha sonra ufak bir evle karşılaştım.
Arabayı durdurup aşağı indim. Eve doğruyu yürüyüp kapıyı çaldım. Yaşlı
bir çift kapıyı açtı ve beni içeri aldı. Bana yemek ve yatacak yer
verdiler. O gece rüyamda ufak bir kız gördüm. Beyaz elbisesi ve siyah
saçlarıyla çok tatlı bir kızdı ancak gözleri çok hüzünlü bakıyordu.
"Burada olmaman gerekirdi. Beni duymuştun. Neden dinlemedin.Yakında
öleceksin." dedi. Söyledikleri beni dehşete düşürmüştü. Sabah
uyandığımda evin yıkık dökük olduğunu fark ettim. Bu nasıl olurdu? Dün
burası böyle değildi. Evde yaşlı çifti aramaya başladım. Bir odanın
kapısı kapalıydı. Sanırım bu o çiftin odasıydı.Kapıyı yavaşça açtım. Oda
parçalanmış cesetlerle doluydu.Korkmaya başlamıştım ve uzun süredir bir
şey beni izliyormuş gibi hissediyordum. O korku ile evden çıkıp arabama
koştum. En yakın benzin istasyonuna kadar arabayı sürdüm. İstasyondan
polisi aradım. Polis geldikten sonra onları eve götürdüm.İlginç olan
şuydu. Ortalıkta ev falan yoktu." Arkadaşım yolculuğuna devam etmeyip
şehre döndü. Bu hikayeyi anlattıktan sonraki gün evinde ölü bulundu.
Cesedi parçalanmıştı. Aynı yaşlı çiftin evindekiler gibi. Sorun şu ki
dün gece ben de aynı kızı gördüm.
ÇN:Biliyorum,biliyorum biraz geç yayınladım, özür dilerim.Bu pasta bloğun takipçilerinden biri olan Hanejima Nishi'ye ait.
29 Ocak 2015 Perşembe
26 Ocak 2015 Pazartesi
" I'm Here, In the Dark "
Karanlık. Pek çok insanın korktuğu şey. İnsanlar neden
karanlıktan korkar biliyor musun?
Karanlığın içinde onları neyin beklediğini bilmedikleri
için korkarlar.
Peki, sen karanlığın içinde seni ne beklediğini biliyor musun?
Ah, ne aptalca bir soru. Tabii ki bilmiyorsun.
Karanlığın içinde seni ben
bekliyorum. Yalan söylediğimi mi düşünüyorsun?
Hayır. Yalan söylemiyorum. Beni
göremezsin, duyamazsın, kokumu alamazsın. Ama beni hissedebilirsin.
Saf
karanlıkta, sadece cılız bir bilgisayar ışığı ile aydınlandığın o korunmasız
geceleri hatırlıyor musun? Bir şeyin seni izlediğini hissetmiş ve odanın her
yanını aramıştın. Sonra aptalca davrandığını
düşünüp bilgisayarın başına dönmüştün. Evet, aptalca davranıyordun. Çünkü beni
eğer bulsaydın oyunumuz daha çabuk biterdi ve sana acı çektiremezdim.
Işık
senin tek korunma kaynağın çocuk.
Ancak, beni bir kez görürsen, seni ışık bile
koruyamaz.
Ç.N:
Ve bu CP Blogun takipçilerinden biri olan Hanejima Nishi'ye ait ^_^
23 Ocak 2015 Cuma
" Denial "
Otobüsten inerken arkadaşlarıma el salladım ve eve doğru yöneldim. Eve gidip ailemi görmek için oldukça heyecanlıydım. Dün fazla konuşmamışlardı. Doğrusunu söylemek gerekirse bütün gün yatak odasında kalmışlardı. İyi hissetmiyorlardı. Ön kapıdan girip merdivenlerden yukarı koştum ve yüzümde büyük, sevimsiz bir sırıtmayla kapıyı açtım; Ancak, kapıyı açtığımda içeride kimse yoktu. Televizyon kapalıydı ve ev anormal bir şekilde sessizdi. İçeri adım attım ve bağırdım:
"Anne? Baba?" Burda olmaları gerektiğini biliyordum. Babam tatildeydi ve annemin sonraki haftaya kadar arkadaşlarıyla planı yoktu, değil mi? Çantamı koltuğun yanına bıraktım ve takvime bakmak için mutfağa gittim. Ekimin 5'i . Haklıydım. Babamın işi bu gün tatildi bu yüzden o,annem ve ben sinemaya gidecektik. "Burda bir yerde olmalılar" diye düşündüm. Sonra aniden fark ettim. Su borusundaki bozukluk nedeniyle okul erken bitmişti. Bileğimdeki saate baktım "Saat daha 12. Hala uyuyor olmalılar." Oturma odasından çıkıp yatak odasının kapısını yavaşça açtım. Tabi ki, işte orda yatıyorlar. Rahatlamış bir şekilde nefesimi verdim ve sırıtmam geri döndü. Parmak ucunda annemin tarafına gittim ve örtüyü açtım.
Önceki günle aynı sahneyle karşı karşıyaydım. Hareketsiz, gözleri soluk, ağzı açık. Cildi soluk bir beyaz ve saçları incelmiş. Ona verdiğim sabun komidinde duruyor. Biraz eski görünüyor ve ona dokunmamış bile. İyi hissetmek istemediklerini düşünmeye başlıyorum.Örtüyü tekrar kafasına kadar çektim, eski sabunu aldım ve kapıyı yavaşça çekerek odadan çıktım. Uykuya ihtiyaçları olduğunu düşündüğüm için ikisini de uyandırmadım. Yarın uyanacaklarına eminim. O zamana kadar bitirmem gereken bir ton psikoloji ödevim var.
Bu kağıdı durum açıkça belli olsa bile bunu reddeden insanlar üzerinde uyguluyorlarmış. Öyle nasıl yaşanır hayal bile edemiyorum.
Ç.N:
Öncelikle böyle bir bozukluk gerçekten de var, ve bence biraz üzücü bir psikolojik hastalık. Çocuk ailesinin ölümünü kaldıramıyor ve beyni çöküyor, kurgular kurup onların hala hayatta olduğuna inandırıyor.
İkinci olarak gerçekten kusura bakmayın, son zamanlarda fazla çeviri yapamadım. Hastane köşelerinde sürünmekle meşguldüm, hem kendim için hem de bizim aile topluca hasta. En sağlamları benim :D
Ve şu sohbet kısmıyla ilgili, orda konuşulabilmesi için birden fazla kişinin online olması gerek.O yüzden zaman belirleyip grup sohbetleri yapmak daha akıllıca olur. Yarın saat 20:00 herkes için uygun mu? :3
Uygun olmayan açıkça söylesin ayarlarız :D
Ayrıca mobilden giren arkadaşlar, o sohbet yerinin ne yazık ki mobil sürümü yok :/ Blogger da mobil sürüm konusunda biraz geri zaten... En uzun çevirmen notum bu oldu sanırım bu arada :D
Neyse, çevirilerimi okuduğunuz için hepinizi seviyorum ve teşekkür ederim >o<
"Anne? Baba?" Burda olmaları gerektiğini biliyordum. Babam tatildeydi ve annemin sonraki haftaya kadar arkadaşlarıyla planı yoktu, değil mi? Çantamı koltuğun yanına bıraktım ve takvime bakmak için mutfağa gittim. Ekimin 5'i . Haklıydım. Babamın işi bu gün tatildi bu yüzden o,annem ve ben sinemaya gidecektik. "Burda bir yerde olmalılar" diye düşündüm. Sonra aniden fark ettim. Su borusundaki bozukluk nedeniyle okul erken bitmişti. Bileğimdeki saate baktım "Saat daha 12. Hala uyuyor olmalılar." Oturma odasından çıkıp yatak odasının kapısını yavaşça açtım. Tabi ki, işte orda yatıyorlar. Rahatlamış bir şekilde nefesimi verdim ve sırıtmam geri döndü. Parmak ucunda annemin tarafına gittim ve örtüyü açtım.
Önceki günle aynı sahneyle karşı karşıyaydım. Hareketsiz, gözleri soluk, ağzı açık. Cildi soluk bir beyaz ve saçları incelmiş. Ona verdiğim sabun komidinde duruyor. Biraz eski görünüyor ve ona dokunmamış bile. İyi hissetmek istemediklerini düşünmeye başlıyorum.Örtüyü tekrar kafasına kadar çektim, eski sabunu aldım ve kapıyı yavaşça çekerek odadan çıktım. Uykuya ihtiyaçları olduğunu düşündüğüm için ikisini de uyandırmadım. Yarın uyanacaklarına eminim. O zamana kadar bitirmem gereken bir ton psikoloji ödevim var.
Bu kağıdı durum açıkça belli olsa bile bunu reddeden insanlar üzerinde uyguluyorlarmış. Öyle nasıl yaşanır hayal bile edemiyorum.
Ç.N:
Öncelikle böyle bir bozukluk gerçekten de var, ve bence biraz üzücü bir psikolojik hastalık. Çocuk ailesinin ölümünü kaldıramıyor ve beyni çöküyor, kurgular kurup onların hala hayatta olduğuna inandırıyor.
İkinci olarak gerçekten kusura bakmayın, son zamanlarda fazla çeviri yapamadım. Hastane köşelerinde sürünmekle meşguldüm, hem kendim için hem de bizim aile topluca hasta. En sağlamları benim :D
Ve şu sohbet kısmıyla ilgili, orda konuşulabilmesi için birden fazla kişinin online olması gerek.O yüzden zaman belirleyip grup sohbetleri yapmak daha akıllıca olur. Yarın saat 20:00 herkes için uygun mu? :3
Uygun olmayan açıkça söylesin ayarlarız :D
Ayrıca mobilden giren arkadaşlar, o sohbet yerinin ne yazık ki mobil sürümü yok :/ Blogger da mobil sürüm konusunda biraz geri zaten... En uzun çevirmen notum bu oldu sanırım bu arada :D
Neyse, çevirilerimi okuduğunuz için hepinizi seviyorum ve teşekkür ederim >o<
18 Ocak 2015 Pazar
Ceiling
Bir çığlık beni uykumdan ediyor.Uykumun bölünmesinden nefret ederim.Sinirli bir şekilde diğer tarafıma dönüyorum.
Şu lanet çığlığı bir daha duyuyorum.Tam uykuya dalmak üzereydim.Aynı çığlıktı.Bir kız çığlığıydı.Bu sefer çok yakından gelmişti.Zorda olsa sıcak yatağımdan kalkarak penceremin yanına gidiyorum.Dışarıyı kontrol ediyorum.
Bir kez daha şu çığlığı duyuyorum.Çok yakından geliyor.Ama sokakta kimse yok.Penceremi açıp kafamı dışarı uzatıyorum ve daha dikkatli bakıyorum ama kimse yok.Yatağıma geri dönüyorum.Merdivenlerden garip sesler geliyor.Hızlı adımlar duyuyorum.
Sanırım bu çığlığı atan kız.Evimin kapısını açıyorum.Işık yanmıyordu.Ses başka bir yerden gelmiş olabilir diye düşünüyorum.Uykum iyice bastırıyor.Kapıyı kapatıyorum ve kilitliyorum.Önce mutfağa uğrayıp bir bardak su içiyorum.Ardından hızlı adımlarla odama gidiyorum.Yatağıma giriyorum.
Ama az önceki uykumdan eser yok.Uykum kaçmıştı.Bir süre gözlerimi kapadım.Küçük bir çıtırtı sesi ile gözlerimi açtım.Hafiften doğrulup etrafa baktım.Odamın yarısı dışarıdan gelen ışıklar yüzünden aydınlıktı.
Dur bir saniye.Bir şey var ya da birisi.Yalnız değilim.Yatağımın yanındaki komidinin üzerinde bulunan feneri elime alıyorum.Tüm odayı arıyorum ama bir şey yok.Bir yeri atlamışım.Yavaşça kafamı kaldırıp tavana bakıyorum.Beyaz elbiseli genç bir kız.Yüzü yara bere içinde.Bana bakıyor ve çığlık atıyor.Fenerimi kapayıp dua etmeye başlıyorum.Maalesef duaların bana bir faydası olmayacak.
ÇN:Odanızda bişi varmı diye kontrol ederken tavanı atlamayın.Ne olacağı belli olmaz.
Yarı yıl tatili geldi.Biraz daha uzun cp gelebilir.
Şu lanet çığlığı bir daha duyuyorum.Tam uykuya dalmak üzereydim.Aynı çığlıktı.Bir kız çığlığıydı.Bu sefer çok yakından gelmişti.Zorda olsa sıcak yatağımdan kalkarak penceremin yanına gidiyorum.Dışarıyı kontrol ediyorum.
Bir kez daha şu çığlığı duyuyorum.Çok yakından geliyor.Ama sokakta kimse yok.Penceremi açıp kafamı dışarı uzatıyorum ve daha dikkatli bakıyorum ama kimse yok.Yatağıma geri dönüyorum.Merdivenlerden garip sesler geliyor.Hızlı adımlar duyuyorum.
Sanırım bu çığlığı atan kız.Evimin kapısını açıyorum.Işık yanmıyordu.Ses başka bir yerden gelmiş olabilir diye düşünüyorum.Uykum iyice bastırıyor.Kapıyı kapatıyorum ve kilitliyorum.Önce mutfağa uğrayıp bir bardak su içiyorum.Ardından hızlı adımlarla odama gidiyorum.Yatağıma giriyorum.
Ama az önceki uykumdan eser yok.Uykum kaçmıştı.Bir süre gözlerimi kapadım.Küçük bir çıtırtı sesi ile gözlerimi açtım.Hafiften doğrulup etrafa baktım.Odamın yarısı dışarıdan gelen ışıklar yüzünden aydınlıktı.
Dur bir saniye.Bir şey var ya da birisi.Yalnız değilim.Yatağımın yanındaki komidinin üzerinde bulunan feneri elime alıyorum.Tüm odayı arıyorum ama bir şey yok.Bir yeri atlamışım.Yavaşça kafamı kaldırıp tavana bakıyorum.Beyaz elbiseli genç bir kız.Yüzü yara bere içinde.Bana bakıyor ve çığlık atıyor.Fenerimi kapayıp dua etmeye başlıyorum.Maalesef duaların bana bir faydası olmayacak.
ÇN:Odanızda bişi varmı diye kontrol ederken tavanı atlamayın.Ne olacağı belli olmaz.
Yarı yıl tatili geldi.Biraz daha uzun cp gelebilir.
14 Ocak 2015 Çarşamba
" Restraint "
Biliyorum küçüğüm, biliyorum. Avlanmaya, öldürmeye can atıyorsun. Sıcak kan ve parçalanmış etler için açlık duyuyorsun. Ne kadar zaman geçtiğini biliyorum. Ama bir süre daha sessiz kal çocuğum.
Evet bebeğim, bizim burda olduğumuzu bilmediğini görebiliyorum. Ama yine de biraz daha sessiz olmalısın. Bu tamamen kendini kontrolle alakalı tatlım. Sabırlı olmayı öğrenmelisin.
Ne kadar leziz koktuğunu biliyorum canım. Biliyorum.
Şşşş, çiçeğim, seni duyuyor. Bak. Kafasını bilgisayar ekranından nasıl da çeviriyor? Bize bakmadığını biliyorum bebeğim. Ama yine de seni hissediyor. Eğer dikkatlice hareket etmezsen insanlar bunu sezebilir. Genelde o hissi önemsemezler veya paranoya olduğunu düşünürler, ama yine de kıpırdamadan durman gerek.
Bak. Yine sakinleşti. Bu şekilde daha kolay olur.
Hayır küçük şey, peşinden koşup avlamak eğlenceli olmaz. Öyle yapmana izin verdiğin son zamanı hatırlıyor musun? Kız neredeyse kaçıyordu. Saatlerce temizlik yapmam gerekmişti. Hayır, karanlık için beklemek daha uygun, kalkanlarını indirene kadar bekle, ve sonra...
Endişelenme tatlı bezelyem. Başlangıçta abilerin ve ablaların da senin gibiydi. Daha da iyi olacaksın. Daha kontrollü. Sadece biraz daha pratiğe ihtiyacın var. İşte bu yüzden anneciğin burda, öğrenmene yardım etmek için.
Gözlerinin nasıl kapandığını görüyor musun? Daha fazla beklemeye gerek yok.
İşte. Uykuya daldı.
Işıklar kapalı. Her zaman ışıkların kapanmasını bekle bebeğim.Karanıkta daha eğlenceli oluyor.
Nefes alışını dinle...
Ah, küçüğüm, seni daha fazla bekletmeyeceğim. Hadi. Eğlen.
Sonrakini de deneyeceğiz.
Ç.N:
Yalnızken yanınızda biri varmış gibi hissettiğinizde belki de bu konuşmayı yapıyorlardır o_O
Ne dersiniz? :D
Kısa CP'lerin etkisini bir kez daha yaşamışsınızdır umarım :3
Evet bebeğim, bizim burda olduğumuzu bilmediğini görebiliyorum. Ama yine de biraz daha sessiz olmalısın. Bu tamamen kendini kontrolle alakalı tatlım. Sabırlı olmayı öğrenmelisin.
Ne kadar leziz koktuğunu biliyorum canım. Biliyorum.
Şşşş, çiçeğim, seni duyuyor. Bak. Kafasını bilgisayar ekranından nasıl da çeviriyor? Bize bakmadığını biliyorum bebeğim. Ama yine de seni hissediyor. Eğer dikkatlice hareket etmezsen insanlar bunu sezebilir. Genelde o hissi önemsemezler veya paranoya olduğunu düşünürler, ama yine de kıpırdamadan durman gerek.
Bak. Yine sakinleşti. Bu şekilde daha kolay olur.
Hayır küçük şey, peşinden koşup avlamak eğlenceli olmaz. Öyle yapmana izin verdiğin son zamanı hatırlıyor musun? Kız neredeyse kaçıyordu. Saatlerce temizlik yapmam gerekmişti. Hayır, karanlık için beklemek daha uygun, kalkanlarını indirene kadar bekle, ve sonra...
Endişelenme tatlı bezelyem. Başlangıçta abilerin ve ablaların da senin gibiydi. Daha da iyi olacaksın. Daha kontrollü. Sadece biraz daha pratiğe ihtiyacın var. İşte bu yüzden anneciğin burda, öğrenmene yardım etmek için.
Gözlerinin nasıl kapandığını görüyor musun? Daha fazla beklemeye gerek yok.
İşte. Uykuya daldı.
Işıklar kapalı. Her zaman ışıkların kapanmasını bekle bebeğim.Karanıkta daha eğlenceli oluyor.
Nefes alışını dinle...
Ah, küçüğüm, seni daha fazla bekletmeyeceğim. Hadi. Eğlen.
Sonrakini de deneyeceğiz.
Ç.N:
Yalnızken yanınızda biri varmış gibi hissettiğinizde belki de bu konuşmayı yapıyorlardır o_O
Ne dersiniz? :D
Kısa CP'lerin etkisini bir kez daha yaşamışsınızdır umarım :3
10 Ocak 2015 Cumartesi
" A Trip to A Cemetary "
Erken ve karanlık bir sabahta yaşlı kadın elini mezar taşının üstüne koydu.
"Henry Blackwood 1938-2004"
Üstüne çiçekler koydu ve ağladı, bu normalde yapmadığı bir şeydi. Henry'nin her ölüm yıl dönümünde ona ait bir şey getirirdi. Hafızası eskisi gibi değildi ve beyninin canlanması için yardıma ihtiyacı vardı.
Onun nefret ettiği bir şey getirmişti; işitme cihazını. Onları kullanmayı hiç sevmediğini dalgınca anımsadı, televizyonun sesini çok fazla açmasına rağmen işitme duyusunun çok iyi olduğunda ısrarcıydı.
Şimdi tek istediği onun sevgi dolu kollarına geri dönmesiydi. "Ah, Henry , " dizlerinin üstüne düştü ve gökyüzüne baktı "Bana geri dönmüş olmanı o kadar isterdim ki.."
Yaşlı gözleri yüzünden bulanıklaşmış olan gökyüzünde kırmızı bir yıldız gördü. Zayıf ama kötücül bir kahkaha duydu ve yıldız ses ile uyumlu bir şekilde parladı. Daha sonra yükselen güneş ile birlikte kayboldu.
Göz yaşlarını temizledi. Garip. Az önceki hayal gücünün bir ürünü müydü? Ayağa kalktı ve çevresine baktı ama hiçbir şey göremedi. O an eskiden kalma, bunamış, kadınca bir duygu değişimi gelmiş gibiydi. Eski aptal benliğine gülümserken, karanlık bir farkındalığın parçasıymış gibi olan bir soru aklına geldi. İşitme cihazındaki pil hala çalışıyor olabilir miydi?
Cihazı en iyi duyan kulağına koydu ve açtı. Yakındaki ağaçta bulunan kargaların kanat çırpma hışırtısını duyabiliyordu. Kocası fazla kullanmadığı için çalışıyor olabilirdi.
Ardından, yutkunarak , kulağını mezarın toprağına dayadı. Duydukları karşısında ağzı korkudan açık kaldı; kazıma, sürtünme sesleri ve tanıdık bir sesin dehşet verici çığlığı.
Ç.N:
Sanırım sayfa bu aralar çok boş kaldı, kusura bakmayın.
Ben 7. dersimden de kalmışım da... :D
İşler iyi değil :3 Ve ben Survival Guide'ı çevirecektim de, galiba onu anlamak için bazı CP'leri bilmek gerekiyor.Önce onları çevirmem gerek.
9 Ocak 2015 Cuma
Shortcut
Bu gecede işten geç çıkmak zorunda kalmıştım.Bütün işleri bir güne biriktirince sabahlamak zorunda kaldım.Şuan kafamı koysam uyurum.Hem yoruldum hem uykum var.Kocaman sokaklarda yanlız başıma eve dönüyordum.Daha doğrusu ben yanlız olduğumu sanıyordum.Ağır ağır eve yürüyordum.Zor ayakta duruyordum.Beni eve 10 dakika daha erken götürebilecek bir kestirme yol biliyordum.Ama o yoldan biraz ürküyordum.Bomboş ve karanlık bi yoldu.Ama şuan bunun benim için bir önemi yok.Hemen eve gitmek ve uyumak istiyorum.Bir süre yürüdükten sonra kestirme yolun başına geldim.Hiç düşünmeden yürümeye başladım.
Daha güneş doğmamış etraf hala karanlıktı.Bu yolda bir çok alkolik,evsiz ve hırsız vardı.Uykum bunları düşünmeme engel oluyordu.Bir an yanımdan rüzgar gibi geçti.Tüylerim diken diken oldu.Birden irkildim ve adımlarım hızlanmaya başladı.Arkamdan ayak sesleri geliyordu.Adımlarım daha çok hızlandı.Ayak sesleri yükseldi.Kafamı arkaya çevirirken tam yanımdan küçük bir çocuk geçti.Gözleri sonuna kadar açılmış,gözleri yaşlı ve bembeyazdı çok korktuğu her halinden belliydi.
Korkunç bişiler oluyordu.Ya da olacaktı.Ama bunun bir parçası olmayacaktım.Hemen koşmaya başladım.Çok değil 4-5 adım sonra tökezleyip yüzü koyun yere kapaklandım.Yerden kalkmaya çalışırken üstümden geçen büyük bir gölge gördüm.Kafamı ileri çevirdim karşımda uzun bacakları ve uzun kolları olan garip bir varlık duruyordu.Hemen yerden kalkıp bağırarak geri doğru koştum.Ama çok ilerleyemeden yine düştüm.Bunu o yapıyordu.
Kaçamıyordum.Hemen kapandım.Bir yere bakmıyordum.Beni kavrayan iki güçlü kol hissettim.Beni yanımdaki duvara sonra yere fırlattı.Ağzımdan kan gelmişti.Titriyordum.10 dakika için ölüyordum.Korkudan ne haraket edebiliyordum nede yardım istemek için bağırabiliyordum.Artık tükenmiştim.Yüz üstü yatarken gelip başıma dikildi.Çirkince sırıtıyordu.Boğazımdan tutup kaldırdı.Kocaman ağzı ile bana gülüyordu,yaptığı şeyden zevk aldığı belliydi.Çırpındıkça daha çok sıkıyordu,daha az nefes alıyordu.Kolunu tuttuğum anda boğazımı sıkarak nefesimi kesti.
Bayılacak gibi oldum.Bir süre haraket edemedim.Beni yere bıraktı.Biraz bana baktıktan sonra parmağı ile dürttü.Cevap vermedim,haraketsiz kaldım.İki kolumdan tutup çekiştirmeye başladı.Acısından çığlık attım.Bi anda durdu.Tam gözlerinin içine baktım.Kocaman siyah gözler.Korku en içime kadar işledi.Artık beni öldürmesini istiyordum.Tek eliyle boğazımı kavradı.Diğer elinin karnımdan sokup arkadan çıkardı.Elini karnımdan çektiğinde kocaman bir delik vardı.İçinde ne varsa hepsini dışarı dökmüştü.Beni yere bırakıp içimden düşenleri yemeye başladı.Yemesi bitene kadar ben çoktan ölmüştüm.
ÇN:Merhaba arkadaşlar uzun zamandır ortalıklarda gözükmüyorduk.Neyse birazı gece birazı gündüz birazı akşam çevirisi yani ortaya karışık bişiler çıktı.Yazım yanlışı görürseniz Rei'ye söyleyin ben düzeltemem ^-^.Kendinize iyi bakın arkadaşlar.
Daha güneş doğmamış etraf hala karanlıktı.Bu yolda bir çok alkolik,evsiz ve hırsız vardı.Uykum bunları düşünmeme engel oluyordu.Bir an yanımdan rüzgar gibi geçti.Tüylerim diken diken oldu.Birden irkildim ve adımlarım hızlanmaya başladı.Arkamdan ayak sesleri geliyordu.Adımlarım daha çok hızlandı.Ayak sesleri yükseldi.Kafamı arkaya çevirirken tam yanımdan küçük bir çocuk geçti.Gözleri sonuna kadar açılmış,gözleri yaşlı ve bembeyazdı çok korktuğu her halinden belliydi.
Korkunç bişiler oluyordu.Ya da olacaktı.Ama bunun bir parçası olmayacaktım.Hemen koşmaya başladım.Çok değil 4-5 adım sonra tökezleyip yüzü koyun yere kapaklandım.Yerden kalkmaya çalışırken üstümden geçen büyük bir gölge gördüm.Kafamı ileri çevirdim karşımda uzun bacakları ve uzun kolları olan garip bir varlık duruyordu.Hemen yerden kalkıp bağırarak geri doğru koştum.Ama çok ilerleyemeden yine düştüm.Bunu o yapıyordu.
Kaçamıyordum.Hemen kapandım.Bir yere bakmıyordum.Beni kavrayan iki güçlü kol hissettim.Beni yanımdaki duvara sonra yere fırlattı.Ağzımdan kan gelmişti.Titriyordum.10 dakika için ölüyordum.Korkudan ne haraket edebiliyordum nede yardım istemek için bağırabiliyordum.Artık tükenmiştim.Yüz üstü yatarken gelip başıma dikildi.Çirkince sırıtıyordu.Boğazımdan tutup kaldırdı.Kocaman ağzı ile bana gülüyordu,yaptığı şeyden zevk aldığı belliydi.Çırpındıkça daha çok sıkıyordu,daha az nefes alıyordu.Kolunu tuttuğum anda boğazımı sıkarak nefesimi kesti.
Bayılacak gibi oldum.Bir süre haraket edemedim.Beni yere bıraktı.Biraz bana baktıktan sonra parmağı ile dürttü.Cevap vermedim,haraketsiz kaldım.İki kolumdan tutup çekiştirmeye başladı.Acısından çığlık attım.Bi anda durdu.Tam gözlerinin içine baktım.Kocaman siyah gözler.Korku en içime kadar işledi.Artık beni öldürmesini istiyordum.Tek eliyle boğazımı kavradı.Diğer elinin karnımdan sokup arkadan çıkardı.Elini karnımdan çektiğinde kocaman bir delik vardı.İçinde ne varsa hepsini dışarı dökmüştü.Beni yere bırakıp içimden düşenleri yemeye başladı.Yemesi bitene kadar ben çoktan ölmüştüm.
ÇN:Merhaba arkadaşlar uzun zamandır ortalıklarda gözükmüyorduk.Neyse birazı gece birazı gündüz birazı akşam çevirisi yani ortaya karışık bişiler çıktı.Yazım yanlışı görürseniz Rei'ye söyleyin ben düzeltemem ^-^.Kendinize iyi bakın arkadaşlar.
4 Ocak 2015 Pazar
Not that my son
Bu gün benim için çok önemli.Çünki oğlum bu akşam bende kalıcak.Eşimden ayrıldığım günden beri ilk kez bende kalıcak.Evi toparladım.Odasına yeni oyuncaklar,bir kaç eşya ve aksesuar aldım.Umarım onunda hoşuna gider.Bu geceyi ona güzel geçirirsem bende kalması daha kolaylaşır.Kapı çalıyor.Hemen koşarak kapıya gidiyorum.Ayrıldığım eşim oğlumu getirmiş.Yüzüne bakması o kadar zor ki.Hızlıca çantasını elinden aldım oğlumu içeri sokup kapıyı kapadım.
Artık önemli değildi.Oğlumun odasına çıktık.Tüm gün oyun,çizgi film ve hikayeler.Ama bir gariplik vardı.Benle eskisi kadar konuşmuyordu.Eskiden olsa bu oyuncaklara dayanamaz.Ama soğuk davranıyordu.En iyisi onu yanlız bırakmaktı.En azından yeni oyuncaklarıyla biraz oynardı.Ben varken bunu yapmayacağı kesindi.Odadan çıkıp mutfağa geçiyorum.Biraz abur cubur almıştım.Onları tabağa koydum.Tabağı alıp odasına doğru ilerledim.Kapının aralığından içerde ne yapıyor diye baktım.Bir an dondum.Zor nefes alıyordum.Tam bana odaklamıştı.Gözlerinin içi simsiyahtı.Hemen geri çekildim.Belki yanlış görmüştüm.Kafamı uzatıp kontrol ettim.Herşey yolundaydı.Oyuncakları ile oynuyordu.Kapıyı açıp tabağı ona doğru sürdüm.İçeri girip oyununu bölmek istemedim.
Saat artık geç olmuştu.Yatma vakti gelmişti.Geldiğinden beri odasından hiç çıkmamıştı.Bu normal değildi.Elimde olmadan korkmaya başladım.Aslında onun için değil kendim için.Ya gündüz vakti gördüğüm doğruysa birşeyler olabilir.Kapısının bir kaç adım gerisinde seslendim:
-Jack,hadi uyku vakti.Oyununu bitir.
Hiç ses gelmedi.İçimden hemen evi terketmek geçti.Bir dakida ne yapıyorum ben.Ben onun babasıyım.Onu korumam lazım kaçmam değil.Bir an ki hışımda içeri daldım.Odanın köşesine kapanmış garip şeyler fısıldanıyordu.Artık bağırıyordum:
-Jack!!Oyunu bırak ve hemen buraya gel!.
Beni duymamış gibiydi.Yanına gittim.Ne dediğini anlamaya çalışıyordum.Ama anlayamıyordum.Çünki ingilizce yada fransızca değildi.Hiç bir dil değildi.Anlamsız kelimelerdi söyledikleri.Kafasını tutup kaldırdım.Yüzü kan içindeydi.Yüzünü tırnakları ile soyarak kanatmış.Hemen lavaboya götürüp elini yüzünü yıkadım.Ardından odaa götürüp yatağa yatırdım.Ne yapmalıyım bilmiyorum.Odadan çıkarken bana seslendi.
-Baba!Dolabın yanında birşey var.
Duvar ile dolabın arasında küçük bir boşluk var.Bakamazdım.Bu olanlardan sonra ne olursa olsun bakamazdım.Bağırmaya ve ağlamaya başladı.Korktuğu her halinden belli oluyordu.
-Baba!!Orda birşey var(boşluğu işaret ederek).Lütfen baba korkuyorum.
Susmayacaktı.Kafayı yemiş olmalıyım.Şuan oraya doğru ilerliyordum.Yavaşça bakmaya çalıştım.Gözlerim sonuna kadar açıldı.Köşede oturmuş:
-Baba.Birisi oyuncaklarımla oynarken gelip beni korkuttu.Buraya saklandım.Onu kov hemen gitsin.
Neye uğradığımı şaşırdım.Beynimden vurulmuşa döndüm.Kafamı arkamda duran çocuğa çevirdim.Ama bu oğlum değildi.Tüylerim diken diken olmuştu.Psikopat bir gülümseme atarak:
-Çok yoruldun,biraz dinlen.Baba!!!
Parmaklarını gözüme sokarken hiç birşey yapamadım.Yere düşüp bir kaç saniye içinde öldüm.
Ertesi sabah:
Oğlunu almaya gelen anne kapıyı çalar.İçerden ses gelmez.Oğlunu kaçırdığını düşünür.Yedek anahtarı ile içeri girer.Tüm odaları kontrol eder.En son yatak odasına girer ve gördükleri karşısında şok olur.Eski kocası kanlar içinde yanında oğlunun dili kesilmiş bir halde bulur.Arkasından ona dürtülen bıçağı hisseder.Belini hafifçe delmeye başlar.Omurilik kemiğini yavaşça parçalar.Kadın yere düşer.En son gördüğü şey Gözlerinin oyulması için ona bıçağı yaklaştıran bir çocuk.
ÇN:Gecenin köründe çıktı.Uyuyakalmışım.Bu sabah hatırladım ve yayınladım.Bir süredir yoktum.Şu işler bir bitmek bilmedi.Kendinize iyi bakın ^-^.Uykulu olduğum için yazım yanlışı olursa affedin.Görüşürüz :3
Artık önemli değildi.Oğlumun odasına çıktık.Tüm gün oyun,çizgi film ve hikayeler.Ama bir gariplik vardı.Benle eskisi kadar konuşmuyordu.Eskiden olsa bu oyuncaklara dayanamaz.Ama soğuk davranıyordu.En iyisi onu yanlız bırakmaktı.En azından yeni oyuncaklarıyla biraz oynardı.Ben varken bunu yapmayacağı kesindi.Odadan çıkıp mutfağa geçiyorum.Biraz abur cubur almıştım.Onları tabağa koydum.Tabağı alıp odasına doğru ilerledim.Kapının aralığından içerde ne yapıyor diye baktım.Bir an dondum.Zor nefes alıyordum.Tam bana odaklamıştı.Gözlerinin içi simsiyahtı.Hemen geri çekildim.Belki yanlış görmüştüm.Kafamı uzatıp kontrol ettim.Herşey yolundaydı.Oyuncakları ile oynuyordu.Kapıyı açıp tabağı ona doğru sürdüm.İçeri girip oyununu bölmek istemedim.
Saat artık geç olmuştu.Yatma vakti gelmişti.Geldiğinden beri odasından hiç çıkmamıştı.Bu normal değildi.Elimde olmadan korkmaya başladım.Aslında onun için değil kendim için.Ya gündüz vakti gördüğüm doğruysa birşeyler olabilir.Kapısının bir kaç adım gerisinde seslendim:
-Jack,hadi uyku vakti.Oyununu bitir.
Hiç ses gelmedi.İçimden hemen evi terketmek geçti.Bir dakida ne yapıyorum ben.Ben onun babasıyım.Onu korumam lazım kaçmam değil.Bir an ki hışımda içeri daldım.Odanın köşesine kapanmış garip şeyler fısıldanıyordu.Artık bağırıyordum:
-Jack!!Oyunu bırak ve hemen buraya gel!.
Beni duymamış gibiydi.Yanına gittim.Ne dediğini anlamaya çalışıyordum.Ama anlayamıyordum.Çünki ingilizce yada fransızca değildi.Hiç bir dil değildi.Anlamsız kelimelerdi söyledikleri.Kafasını tutup kaldırdım.Yüzü kan içindeydi.Yüzünü tırnakları ile soyarak kanatmış.Hemen lavaboya götürüp elini yüzünü yıkadım.Ardından odaa götürüp yatağa yatırdım.Ne yapmalıyım bilmiyorum.Odadan çıkarken bana seslendi.
-Baba!Dolabın yanında birşey var.
Duvar ile dolabın arasında küçük bir boşluk var.Bakamazdım.Bu olanlardan sonra ne olursa olsun bakamazdım.Bağırmaya ve ağlamaya başladı.Korktuğu her halinden belli oluyordu.
-Baba!!Orda birşey var(boşluğu işaret ederek).Lütfen baba korkuyorum.
Susmayacaktı.Kafayı yemiş olmalıyım.Şuan oraya doğru ilerliyordum.Yavaşça bakmaya çalıştım.Gözlerim sonuna kadar açıldı.Köşede oturmuş:
-Baba.Birisi oyuncaklarımla oynarken gelip beni korkuttu.Buraya saklandım.Onu kov hemen gitsin.
Neye uğradığımı şaşırdım.Beynimden vurulmuşa döndüm.Kafamı arkamda duran çocuğa çevirdim.Ama bu oğlum değildi.Tüylerim diken diken olmuştu.Psikopat bir gülümseme atarak:
-Çok yoruldun,biraz dinlen.Baba!!!
Parmaklarını gözüme sokarken hiç birşey yapamadım.Yere düşüp bir kaç saniye içinde öldüm.
Ertesi sabah:
Oğlunu almaya gelen anne kapıyı çalar.İçerden ses gelmez.Oğlunu kaçırdığını düşünür.Yedek anahtarı ile içeri girer.Tüm odaları kontrol eder.En son yatak odasına girer ve gördükleri karşısında şok olur.Eski kocası kanlar içinde yanında oğlunun dili kesilmiş bir halde bulur.Arkasından ona dürtülen bıçağı hisseder.Belini hafifçe delmeye başlar.Omurilik kemiğini yavaşça parçalar.Kadın yere düşer.En son gördüğü şey Gözlerinin oyulması için ona bıçağı yaklaştıran bir çocuk.
ÇN:Gecenin köründe çıktı.Uyuyakalmışım.Bu sabah hatırladım ve yayınladım.Bir süredir yoktum.Şu işler bir bitmek bilmedi.Kendinize iyi bakın ^-^.Uykulu olduğum için yazım yanlışı olursa affedin.Görüşürüz :3
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
